'Hormonlar Şeytanlardır. Şeytanlarsa İnsan…'
Enes Tarım
“O, tam erginlik çağına gelince, kendisine ilim ve hüküm verdik. İşte biz, güzel iş yapanları böyle mükâfatlandırırız. Derken, evinde bulunduğu hanım, onun nefsinden murat alıp yararlanmak istedi. Kapıları kilitledi ve” Haydi beri gel!” dedi. Yusuf: “Allah’a sığınırım! Muhakkak ki, o (kocan), benim efendim, bana çok güzel baktı. Doğrusu zalimler hiç iflah olmazlar dedi. O hanım gerçekten niyeti bozmuştu. Rabbinin kesin delilini yakinen görmeseydi o da meyledebilirdi. İşte böylece son derece kötü ve çirkin olan işten uzak durmayı başardı. Şüphesiz ki o muhlis/ gönülden bağlı kullarımızdandı...” (Yusuf, 22-24)
***
Mevdudi, söz konusu ayetler kapsamında “Tefhim-ül Kuran”da şöyle diyor: “ Hz Yusuf gibi bir peygamber bile eğer Allah burhanıyla kendisine doğru yolu göstermezse günahtan korunamayabilir… Yusuf öylesine erdemliydi öylesine Allah’tan korkmakta idi ki kastı mahsusla böyle kötü bir niyet asla besleyemezdi. Zira kendisine Rabbinden gelen burhan, şehvetinin şuurundan gelen sese galip gelmesini mümkün kılmıştır. Ve eğer insani zaafının hilafına davranmaya güç yetiremeseydi Allah hemen kendisine vahiy indirir ve onu doğru yola sokardı...”.
Diyanetin Kuran yolu tefsiri ise söz konusu ayeti şöyle açıklamış: “Ayette işaret ve ikaz olarak çevrilen burhan hakkında çeşitli görüş ve rivayetler olmakla beraber bunun Allah’tan gelen bir ilham olduğu kanaati ağır basmaktadır. Buna göre kadının tahrikleri karşısında Yusuf’ta ona yaklaşma arzu ve isteği doğmuş, ancak Allah tan gelen bir ilham sayesinde bu çirkin işin haram olduğunu hatırlamış ve kadına yaklaşmamıştır. Ayetin akışı da Yusuf’un bu çirkin fiilden korunmuş olduğunu göstermektedir…”
İmam Maturidi ise “Tevilatül Kuran” isimli tefsirinde ayeti açıklarken çeşitli olasılıkları sıralayarak: “Hz. Yusuf’un onu arzulaması rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi şartına bağlanmaktadır. Yani rabbinin uyarı ve işaretini görmeseydi onu arzulayacaktı. Bu aynen şu ayetteki ifadeye benzemektedir: “ Seni yerinde sağlam tutmasaydık neredeyse –biraz da olsa – onlara kayacaktın!”. Yani seni yerinde biz sağlam tutmuş olmasaydık… Ayette zikredilen burhan kelimesinin asıl manası kesin delildir. Şayet o Allah’ın kesin delilini görmemiş olsaydı kadını arzu edecekti…” demekte. ( Tevilatul Kuran, İmam Maturidi,)
Yusuf sonrasında şöyle demişti: "Ben nefsimi temize çıkaramam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir dedi” (Yusuf 53).
***
İnsanlar hormonların davranışlara etkisini binlerce yıl önce algılamaya başlamıştı aslında. Dizginlenemeyen bir boğa, iğdiş edilince sabana sürülecek kadar ehlileşiyordu.
Belki o gün için bunun nedeni bilinmese de en azından işin mantığını ve önemini anlamanın ilk pratik örneğiydi bunlar.
Saraylardaki harem ağalarının kastre edilmesinden sonra cinsel dürtülerinin ortadan kalktığını da görüyorlardı.
Antik çağlardan beri binlerce yıl bilginler, düşünürler beden ve yüz özelliklerimizin karakterimizi yansıdığını düşünüyordu. Aristo, Antik Yunan’da fizyonomi üzerine bir kitap yazmış; yüz, beden ve sesin fiziksel özelliklerini incelemişti.
Homeros ve Hipokrat da yüz ve diğer fiziksel özelliklerden karakter tanımlama hakkında yazılar yazdılar.
Yusuf Has Hacip “Kutadgu Bilig” isimli eserinde iyi bir yöneticinin nasıl olacağını tarif ederken, insanın fizikî yönünü esas alıyordu.
18. yüzyılda yaşamış Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetnamesi, organlar ve yüz üzerinden karakter tahlilleri yaparak fiziki özellikler ve şekil bozukluklarının kişinin şeytani niteliklerini gösterdiğini iddia etmişti.
Nitekim Ortaçağda kanunlar da zanlılar arasında en çirkin olanın suçlu olma ihtimalinin fazla olduğunu belirlemekteydi. İnsan vücudunda bulunan iç salgı bezlerinden kana geçen ve organların işleyişini düzenleyerek fizyolojik tesirlerde bulunan hormonların varlığı 19. yüzyılın ortalarında kadar anlaşılamadı.
Bugün, yediğimiz gıdaların, soluduğumuz kirli havanın, hayatımızdaki kimyasalların ve diğer iç ve dış etmenlerin bizi olumsuz etkilediğini bilimsel çalışmaların sonuçlarına bakarak biliyoruz. Vücudumuzun salgıladığı bazı kimyasallar sinir sistemimizi etkileyerek bizleri şiddete meyyal yapabiliyor ya da empati yeteneğimizi artırıp azaltabiliyor, cinsel dürtülerimizi tetikleyebiliyor veya huysuz bir karakter sergilememizde etken rol oynuyor.
Öyle ki hormonal dengesizlik durumları, bizi depresyona sürükleyebiliyor, hayata bakış açımızı değiştirebiliyor.
Sakin ya da saldırganlığa eğilimli oluşumuzda dahi anne karnında veya erken bebeklik dönemindeki çevresel şartlarla çok yakın ilişkisi var.
Genetik yapı çok önemli ve insan karakterinin temel taşlarını oluşturuyor.
Yani bizi biz yapan şey sadece hayat boyu tecrübelerimiz ve kazanımlarımızdan ibaret değil.
Genetiğimiz, anne karnından beri yaşadığımız bilinçli bilinçsiz haller, duygusal ve kimyasal anatomimiz ve hormonlar gibi bir dizi unsur hayat tecrübelerimizle beraber bizi ortaya çıkarıyor.
Yine hükümlülerde yapılan çalışmalar şiddet suçu işleyenlerin testosteron oranının diğer insanlara göre daha yüksek olduğunu göstermekte.
İlginçtir çiftler birbirlerine dokunduklarında oksitosin salgılanmaktalar ve belki Kuranın bahsettiği de budur: “Yanlarında rahatlayasınız huzur bulasınız diye size, kendi türünüzden eşler yaratması da Allah’ın ayetlerindendir. Aranıza sevgi ve merhamet de koymuştur. Bunda, düşünen bir topluluk için ayetler vardır.” (Rum, 21)
Yine melatonin, gece uykusunda üretilmekte ve huzursuzluğu önleyerek yaşlanmayı yavaşlatmakta: “O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma zamanı kılandır.” (Furkan, 47)
***
Neticede Yusuf’un meyli irade dışı bir meyildi ve anlıktı.
O Allah’ın yasaklarını hatırladı ve Züleyha’dan uzak durdu.
Belki şunu diyebiliriz;” Tümüyle etken olmasa da Allah’ın kainatın yönetiminde koyduğu yasalar benzeri insan vücuduna da yüklediği bir program, sistem, bir işleyiş, bir sünnetullah vardır ve bu kanunlar manzumesi vücudumuzu yönetmektedir.
Nasıl ki kainat yasalarının işleyişi beraberinde başımıza gelen iyi ya da kötü şeyleri, musibetleri birer imtihan vesilesi sayıyorsak; aynı şeyi vücut anatomimizle ilgili de söyleyebiliriz.
Bu sistemin işlerliği sonucu bizi saran duygu istek ve arzulara, Rabbimizin istediği doğrultuda yanıtlar verebilmek, bir imtihan vesilesidir.
Bu mücadelede haramlardan kaçınıp korunmak dünya imtihanımızı başarıyla vermeye vesile olacaktır.
Bizi hata yapmaya zorlayan içimizdeki küçük şeytanların iğvasına kanmamak, onların kötülüğe dair çağrılarına uymamak ve müspet tavırlar almak imtihan karnemizi belirleyecektir.
“Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O’nadır. (Tegabün, 3)
Selam ve dua ile…