Enes Tarım

Bir silkiniş lazım

Enes Tarım

Küreselleşme hayatın tüm renkliliğini, farklılıklarını, çok kültürlülüğü, çok dilliliği ve çok dinliliği yok ediyor.

Dünyayı tek hakikatli, tek merkezli, tek kültürlü, tek dilli ve tek dinli bir hale dönüştürüyor.

Dünya artık batının egemen olduğu bir küçük bir köy… 

Ve bu aslında bir soykırım…

Etnik, dini, kültürel her şeyin yani tüm eski kadim kültürlerin folklorik bir öğeye dönüşmesini kastediyorum.

Ve sömürgeciliğin yeni bir boyuta geçtiğini...

Düşünün bir; eğitimden dile, giyim kuşamdan yemeden içmeye hatta sıradan alışkanlıklara kadar her şeyin batı kültürüne göre şekil aldığı, tek tipleştiği bir dünyada, insanların duygusuz birer robotlara dönüşmemesi mümkün müdür.

Sonuçta Müslümanların yüzyıllar boyu yaptıkları iyi şeyler hepten boşa gitti.

Fedakârlıklar, mücadeleler, çabalar, azim, sabır, çekilen ağır bedeller hepsi ama hepsi... 

Tüm çabalar sömürgeci batıya bir adım dahi geri attırmadığı gibi, güçlerinden de bir şey kaybettiremedi. 

Asıl tehlike ümidin yok olmasıdır der büyüklerimiz. 

Daha da tehlikelisi,  İslam’ın ümit olmaktan çıkması…

***

Büyük bir yenilgi yaşıyoruz.

Öyle ki, İslam insanlığın ümidi olma işlevini yitirdi. 

Son süreçte İslam adına yapılanlar onun insanlığın ümidi olma halini ortadan kaldırdı.

Müslümanların yaşadıkları toplumlarda muktedir olması, rolleri değiştirdi. 

Hedef ve ilkelerde ciddi dönüşümler yaşandı. 

Sömürü düzenlerini yıkmak hedef olmaktan çıktı.

Yerine mevcut durumu muhafaza etmek eklendi.

Yani hali hazırdaki statüde kalıcı olabilmek...

Sahip olduğu hak ve imkânları sürdürebilmek…

Düzeni, sistemi, iktidarı, devleti idame edebilmek…

Daha güçlü kılmak... 

Sahiplenmek…

Daha yerli olabilmek...

Ülkümüz, mevcudu devam ettirebilmek, idame edebilmek, koruyabilmek… 

Kaynağımız Ötüken, kökümüz Söğüt, ülkümüz Turan, gövdemiz Türkiye…

Gök girsin kızıl çıksın…

***

Müslümanlar son yüzyılın kendilerine getirdiği tüm kimlikleri, kültürleri, rolleri kabullendi.

İşin vahameti bu yeni pozisyonu kavrayamamış olmaları.

Yaşananları doğru okuyamama, idrak edememe sorunu…

Bireysel ve kurumsal olarak büyümüş olmak kalıcı bir gelenek oluşturamaya yetmiyor. 

Güçlü gözükmek, sel üzerindeki çer çöp gibi kalma gerçeğini değiştiremiyor…

Obez bir büyüme yaşadılar. 

Nicelik olarak olmasa da nitelik olarak zayıf ve hantallar.

İktidar olduklarını sansalar da herkes hala eski yerinde duruyor.

Hülasa dünyevi imkânların çokluğu bir şımarıklık duygusu veriyor.

Onun için de olup biteni kavrayamamakta, artık İslam’ın insanlığın ümidi olmaktan çıkmış olduğu durumu fehmedememekteler.

Bugüne dair fikri ne de siyasi maalesef hiç bir reçeteleri yok. 

İktidar kalabilme çabası onları o derece oyalıyor ki, İslami düşünce ekseninde geleceğe dair hiçbir şey üretemiyorlar.

Özgün bir Müslüman fikriyatı kalmadı. 

Gençlerin İslam’dan fikren koptuklarını; din, kültür, gelenek olarak uzaklaştıklarını fehmedememek kasıtlı bir başını kuma gömme hareketi olsa gerek.

***

Gelecek kuşakların tutumunu şüphesiz Müslüman entelektüellerin ortaya koyacakları fikri ve düşünsel yaklaşım belirleyecek.

Yeni bir silkiniş lazım...

Bu, İslam’ı tekrar insanlığın ümidi haline getirilebilir belki… 

Aksi zaten her şeyin bitişi demek…

Selam ve dua ile…

Yazarın Diğer Yazıları