Enes Tarım

Adalet sıcak bir ekmek kokusudur

Enes Tarım

Alman Kralı Frederick 1750 yılında “Potsdam” dan geçer. 

Orada bir araziyi çok beğenir ve buraya bir saray yapın der. 

Ertesi gün adamları gidip baktıklarında Kral’ın beğendiği yerde bir değirmen olduğunu görürler.

Değirmenin kapısını çalarlar ve karşılarında yaşlı bir değirmenci çıkar.

“Buyrun” der şaşkınlıkla yaşlı adam.

“Bizi Kral gönderdi. Burayı görüp çok beğendi, satın alacağız. Kaç para?” derler.

Değirmenci: “Satmıyorum ki ne parası?” der. 

“Ben satmadıktan sonra kimse alamaz ki…”

Adamları gelip Kral’a; “Efendim beğendiğiniz yerde bir değirmen var ve değirmenci de bir deli. Bize “satmıyorum” dedi derler. 

Kral sinirlenerek; “Çağırın bakalım bana şu adamı” der hiddetle.

Değirmenci gelip, Kral’ın karşısında durur ve Kral: “Yanlış anladınız herhalde beyefendi, ben satın almak istiyorum orayı. Kaç para?” der.

“Yoo yanlış anlamadım, adamların da dün bunu söyledi. Satmıyorum” diye karşılık verir yaşlı değirmenci.

Kral, arazi için çok para vereceğini söylese de değirmencinin cevabı olumsuzdur.

Frederick sinirlenir, ayağa kalkar; “Unutma ki ben Kralım!” deyince değirmenci;”Asıl sen unutma, Berlin’de hâkimler var. Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar kral bile olsa adaletten üstün değildir. Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz. Orada oturamaz…”

Sonuçta “Potsdam” da o bölgeye “Sansosi Sarayı” yapılır. 

Ancak değirmen yıkılmadan saray inşaatı biraz ileriye kaydırılarak inşa edilir. 

Sarayla değirmen yan yana ve Kral’la ve değirmenci komşu olur.

Sabahları Kral Frederick arka bahçeye çıktığında değirmenci seslenir: 

“Hey Frederick, ekmek yaptım göndereyim mi?”

Sonraları Kral Frederick der ki; “Adalet her sabah bana, sıcak bir ekmek kokusuyla gelir…”

***

Bu kıssa yıllardır Hukuk Fakültelerinde anlatılan “Berlin’de hakimler var” konulu bir yaşanmışlıktır.

Belki bu kıssanın anlatımını bir batıya öykünüş olarak algılayacak çoğumuz. 

Ne yazık ki adalet asıl olması gereken yerde; yani İslam dünyasında asırlar boyu her daim güçlülerden yana oldu.

Asrı saadet dediğimiz o kısa dönem de aslında, gerçek adaletle hükmedildiği ve adil bir yönetim olduğu için, adil yönetici ve hakimler barındırdığı için o ismi hak etmekte o isimle anılmakta…

O halde hangi sistemle, anayasa ile ya da hangi kanunla yönetiliyor olsak ta asıl olan adil yönetimdir…

Günümüzde İslami yönetim iddiasında olan yönetimlerin insan hakları karnesi oldukça düşük…

Bu yüzden bu devletlerin isimlerinin başında İslam ibaresi olsa da, adaletle yönetmedikleri için “şeriatla yönetiyorum!” iddiaları hiç bir şey ifade etmiyor…

Sınırları içerisindeki tüm yaşayanlara eşit ve adil davranmadıkça adı ne olursa olsun (ister şeriat, isterse demokrasi) hiçbir sistem ya da yönetim meşru değildir…

Çünkü adalet doğal hukuktur, fıtrattır…

Herkesin her zaman ayırdına varabileceği net bir değerdir…

Selam ve dua ile…

Yazarın Diğer Yazıları