Tarih 16 Temmuz 2022
Gece yarısı…
3 genç Orduzu Pınarbaşı Göleti kenarında oturuyor.
Bir otomobil yaklaşıyor, içinden bir kişi tabanca ile kurşun yağdırıyor gençlerden birine.
Gencin adı Onur Kına, 25 yaşında.
Onur Kına, başına aldığı kurşun darbesi nedeniyle ağır yaralanıyor ve hastanede vefat ediyor.
***
Emniyet soruşturmayı geniş çaplı soruşturuyor.
Katilin adı Fırat A., 50’ye yakın sabıkası var.
Öldürdüğü genci tanımıyor.
Ölen gencin ailesi de katili tanımıyor.
Meğer katil, kendisi ile birlikte korona nedeniyle cezaevinden izinli çıkan hasımı H.H.D.’nin adamına benzettiği için Onur Kına’ya kurşun yağdırıp öldürmüş.
***
Olaydaki ayrıntı devam ediyor…
Katil zanlısı Fırat A., cinayetten 6 gün önce silahlı olaya karışmış…
Ne yapmış?
Hasımı H.H.D.’nin otomobiline tabancayla ateş açmış.
Polis yakalamış, savcı tutuklanması için Sulh Ceza Hakimliğine sevk etmiş…
Sulh Ceza Hakimi; Fırat A., cezaevinden izinli çıktığı halde, 50 sabıkası göründüğü halde ve izinliyken silahla suç işlediği halde ne karar veriyor?
ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKIYOR….
Fırat A., bu hızla gidip cinayet işledi.
***
25 yaşındaki gencin katili olarak Fırat A. yargılanacak.
“Adam öldürmekten” ceza alacak.
Peki….
Bu olayda tek katil sadece Fırat A. adlı sabıkalı mı?
Cinayetten 6 gün önce cezaevinden izinli çıkmış birisini silahlı olaya karıştığı halde serbest bırakan
Sulh Ceza Hakiminin ya da onu böyle bir karar vermeye zorlayan hukuk sistemini hiç mi suçu yok?
Soru şu olsun…
Olay da ölen genç o Sulh Ceza Hakiminin yakını olsaydı ne düşünürdü?