Malatya Dar'ül Rıfat Seçkinler Şehri..
Ali Yiğit
Sn. Valim Seddar Yavuz
Malatya doğunun Paris’i..
Bu kavrama karşı çıkan birisi olarak yalnız olmadığımı öğrenmek beni ziyadesiyle memnun etti.
Bu minvalde 4 yıl önce bir yazı kaleme almıştım akabinde 7-8 ay öncesinde de Yeşilyurt Belediye Başkanı Sn. İlhan Geçit'in asfalt konusunda Yeşilyurt'u Paris yapacağım söylemine karşılık başkanım bari siz yapmayın başlıklı bir köşe yazısı daha yazmıştım.
Hakeza bir kaç ay önce Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Sami Er ile mahalle esnaf ziyaretinde başkanımız bu kavramı kullanınca; başkanım ben şahsi olarak bu karşılaştırmaya karşı birisiyim diyerek nedenini açıkladığımda çok memnun oldu. Dil alışkanlığı kullanmazsak çok iyi olacak dedi.
Dün basına düşen bir haber vardı.
Malatya Valisi Sn. Seddar Yavuz'un konuşması şu şekildeydi.
Malatya doğunun Paris’i kavramına çok karşıyım. Niye?
Çünkü ben biliyorum ki Paris’teki o medeniyet, Afrika sömürülerek, oradaki insanlar katledilerek kuruldu. O yüzden 'Doğunun Paris’i' sözünden rahatsızlık duyarım. Biz alın terimizle, akıl terimizle çalışacağız ve modern bir Malatya oluşturacağız; ama kimseyi sömürmeden, katletmeden... Batı son 25-30 yılda 20 milyon insanı katletti, 14 milyon insanı mülteci yaptı. 'İnsan hakları' söylemleriyle dünyayı uyutmaya devam ediyorlar. Bizim ahlaki temeli olmayan hiçbir yaklaşımla işimiz olamaz.
Valimiz Sn. Seddar Yavuz'a teşekkürlerimi arz ederek bir iki kelam eklemek isterim.
Malatya doğunun Paris'i Birçok insanımızın bilinçaltına yerleşen modernleşmeye örnek şehir Paris olarak gösterilir.
Belki birçoğumuz tarafından önemsenmez ancak böyle diye diye bilinçaltına yerleşen bu kavramlar medeniyetleri yok eden geçmişi karanlık, ırkçılık, kan, gözyaşı bırakan sömürgecilikte sınır tanımayan ülkeleri sevimli göstermeye zemin hazırlıyor.
Biz neden şehrimizi Paris’e benzetiyoruz ki?
Bir; kentler de insanlar gibidir, hepsinin kendine göre bir karakteri vardır.
Birini öteki üzerinden açıklamak doğru değildir; çünkü bu yaklaşım kucaklayıcı olmaktan çok indirgeyicidir.
İki; bir şehri tanımlarken onun kültürel gelişmişliğinden ya da bir sanat merkezi olmasından söz edeceksek eğer, o kenti kendisiyle açıklamak daha doğru olur. Aksi takdirde içselleştirilmiş oryantalizmin tuzağına düşülmüş olur ki bu da çok acıklıdır.
İnsanlar gibi her şehrin kimliği vardır..
Şimdi soruyorum acaba Paris'in hangi kimliğini örnek alıyoruz..
Bu bir kültür emperyalizmidir ve bizler kendi elimizle onların reklamını yapıyoruz..
Paris denilince aklıma Medeniyetleri yok eden, sömürgecilikte sınır tanımayan, ırkçılık faşizmine kucak açan, Müslümanlara hayat hakkı tanımayan, terör destekçilerine kol kanat geren ülke aklıma geliyor.
Malatya için neden medeniyetlere beşiklik eden, medeniyetleri buluşturan medeniyet şehri demiyoruz.
Malatya Doğunun Paris’i değil..
Malatya kadim Medeniyetlere beşiklik etmiş, Sadettin Konevi'lerin, Niyazi Mısrilerin, Seyyid Battalgazilerin ilim ve fikir adamlarının yetiştiği kadim bir şehirdir..
Malatya Doğu'nun Paris’i değildir. Çünkü bu kadim şehir insanlık tarihinin farklı kültür ve medeniyetler ile bir arada yaşama ve yaşatma tecrübesi geliştirebilen tek medeniyeti İslam olan medeniyetinin önemli şehirlerinden birisidir ve bu tecrübesini insanlığa hadim olma ferasetiyle besleyen ve hakikate teslim olup tefekküre ermeyi murad eden bir şehirdir.
Benim şehrim Dar'ül Rıfat ( seçkinler şehridir)