• Haberler
  • Gündem
  • TMMOB'dan çarpıcı deprem mesajı: Sorumlusu doğa değil, imzayı atanlar!

TMMOB'dan çarpıcı deprem mesajı: Sorumlusu doğa değil, imzayı atanlar!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999'da Gölcük'te meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki deprem nedeniyle yayımladığı mesajında, 'Deprem bir doğa olayıdır. Afete dönüşmesi-dönüştürülmesi ise yerleşim yeri planlayıcılarının, karar alıcıların ve uygulayıcıların yanlışlarının sonucudur.' ifadeleri kullanıldı.

17 Ağustos 1999’da Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki deprem Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu’da büyük yıkımlara neden olmuştu. Resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişi yaşamını yitirmesine ve yaklaşık 50 bin kişi ise yaralanmasına neden olan depremde 375 bin yapı ise hasar almıştı.

Depremin üzerinden 27’inci yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımlayan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Aradan geçen 27 yıla rağmen acılarımız hâlâ tazeliğini koruyor. Depremde yaşamını yitiren yurttaşlarımızı bir kez daha saygı ve özlemle anıyor, yakınlarının acısını paylaşıyoruz. 17 Ağustos Marmara Depremi; yalnızca büyük bir jeolojik fenomen ve katastrofik bir afet değil yanlış yer seçiminin, plansız kentleşmenin, niteliksiz yapılaşmanın, denetimsizliğin ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin ihmal edilmesinin iç içe geçtiği rantçı kapitalist işleyişin ağır sonuçlarını ve iflasını gösteren toplumsal bir kırılmadır. Ancak sonraki yıllarda yaşanan depremler ve depremlerden sonra siyasi iktidarların aldığı tutumlar da hâlâ gerekli derslerin yeterince çıkarılmadığını, kırılmanın giderilemediğini açıkça ortaya koymuştur.”

Depremin bir doğa olayı olduğu; afete dönüşmesinin ise yerleşim yeri planlayıcılarının hatalarından kaynaklandığı vurgulanan mesajda şunlar kaydedildi:

“Deprem bir doğa olayıdır. Afete dönüşmesi/ dönüştürülmesi ise yerleşim yeri planlayıcılarının, karar alıcıların ve uygulayıcıların yanlışlarının sonucudur. Önemle vurguluyoruz: Yerel ve merkezi yönetimler yapmaları gereken gelecek planlamasının tüm boyutlarının jeolojik verilere uygun ve uyumlu olması gerektiğini unutmamalıdır. Afet riskinin azaltılması, afetlere karşı dirençliliğin artırılması için hem mevcut risklerin tespiti ve engellenmesine hem de yeni riskler üretilmemesine dayanan afet risk yönetim sistemlerini ivedilikle inşa ederek sürekliliğini sağlamak zorundadır.

Böylesi bir sistemin temel dayanağını jeolojik koşullar ve bu koşulların yarattığı zemin davranış karakteri oluşturur. Bu nedenle gerek planlama gerekse yapılaşma amaçlı Jeolojik-jeoteknik etütler süreçte tamamlanması gereken bir formalite ya da bir tercih değil can ve mal güvenliğinin temeli; sağlıklı, güvenli yerleşimler ve toplumsal yaşamın güvencesidir.

Tekrar ifade ediyoruz ki afetlere dirençli yerleşimler mümkündür ve güvenli yaşam herkesin hakkıdır. ‘AFETLERE HAZIRLIKLI VE DİRENÇLİ YERLEŞİMLER BİR TERCİH DEĞİL KAMUSAL BİR ZORUNLULUKTUR. ’

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşamını yitiren yurttaşlarımızı bir kez daha saygıyla anıyor; başta yerel ve merkezi yönetimler olmak üzere tüm toplumsal kesimleri afet risklerinin azaltılması konusunda kamusal ve bilimsel çözümler ve politikalar temelinde daha duyarlı olmaya davet ediyoruz.”

 

Malatya Net Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme