• Haberler
  • Ekonomi
  • Malatya kayısısında tehlike çanları: Tarlada 250 lira, Avrupa rafında 2 bin lira!

Malatya kayısısında tehlike çanları: Tarlada 250 lira, Avrupa rafında 2 bin lira!

Malatya'da üreticinin elinden 250-300 TL bandında çıkan kuru kayısı, İstanbul'da 1000 TL'yi, Avrupa'da ise 2 bin TL'yi aşan fiyatlarla tüketiciye ulaşıyor. Malatyalı üretici maliyet baskısı altında ezilirken, ihracatta Özbekistan rekabeti ve Malatya kayısısına yabancı ürün karıştırıldığı iddiaları sektörde alarm zillerini çaldırıyor.

Dünya kuru kayısı üretiminin başkenti Malatya’da, geçen yıl yaşanan zirai don felaketinin ardından neredeyse yarı yarıya inen rekolte eriyerek 67 bin tona kadar geriledi. Rekoltedeki bu sert düşüş piyasadaki arz-talep dengesi altüst etti. Ürünün tarladaki satış fiyatı maliyetlerin dahi altına inerek 250 lira seviyelerine kadar geriledi. Artan gübre, mazot ve işçilik giderleri karşısında üretici adeta ezilirken, tarlada 250 liraya alıcı bulamayan coğrafi işaretli ürünün büyükşehirlerde ve yurt dışında 9 katı fiyatla raflara girmesi, tarladan sofraya uzanan makastaki derin uçurumu ve kayısı sektörünün karşı karşıya olduğu büyük krizi bir kez daha gözler önüne serdi.

T24’de yer alan habere göre, üreten değil, satan kazanıyor. Türkiye'de tarımın çıkmazı maalesef bu. İster meyve ister sebze; tablo değişmiyor. Tarlada 5 lira, markette 25 lira…

İşte kayısı! Bugün İstanbul’daki herhangi bir kuruyemişçiden 1000 TL'den aşağı alamayacağımız kuru kayısıyı üretici bu günlerde 300 TL'ye satabilse yatıp kalkıp dua ediyor.

Malatya'da normal kuru kayısının üreticiden çıkış fiyatı 250 TL bandına kadar gerilemiş durumda. İri, jumbo diye tabir edilen hediyelik ürünlerde ancak 350 TL'ler görülebiliyor.

İstanbul'a geldiğinizde aynı coğrafi işaretli Malatya kayısısının kilosu 1000 TL'yi aşıyor. Almanya'da ise kaliteli Malatya kayısısının kilosu markette bir dönem 40 Euro’ya satılmış. Bugünkü kurla 2 bin 250 TL civarında.

Yani Malatya'da 250 liraya üreticinin elinden çıkan ürün, Almanya'daki tüketiciye ulaşıncaya kadar yaklaşık 9 kat değerleniyor. Bu zincirde çiftçinin payına ise endişe ve “Seneye ne yapacağız?” sorusu düşüyor…

Kayısı az ama para etmiyor

Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılıç'la konuştum. Anlattıkları, Avrupa Birliği’nin coğrafi işaretine sahip Malatya kayısısı için endişe verici nitelikte.

Malatya normal şartlarda 120-130 bin ton civarında kuru kayısı üretebilecek kapasiteye sahip. Bu yıl açıklanan rekolte ise 67 bin 418 ton. Neredeyse yarısı.

Geçen yıl yaşanan büyük don yalnızca o yılın ürününü götürmemiş. Ağaçların meyve gözleri de zarar görmüş. Bu yıl çiçek dönemindeki yağışlar da tozlaşmayı olumsuz etkilemiş.

İklim değişikliğinden en fazla etkilenen ürünlerden biri diyor kayısı için. Çünkü erkenci. Mart ayında çiçek açıyor ve yapraktan önce çiçeğini gösteriyor. Dolayısıyla ilkbaharın bütün sürprizlerine açık.

Normal şartlarda ürün azaldığında fiyatın yükselmesini beklersiniz. Malatya'da ise üretici bu yıl tam tersini yaşıyormuş.

Kılıç’ın aktardığına göre geçen yıl ürünün yok denecek kadar az olduğu dönemde 350 lirayı gören kayısı, bu yıl 250 liraya kadar gerilemiş durumda. Malatyalılar, devletin maliyet fiyatlarına yaklaşan kayısı fiyatına müdahale etmesini istiyor.

Çiftçinin talebi, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin taban fiyat açıklaması.. Ancak TMO’dan bu talebe yanıt yok. Kılıç'ın itiraz ettiği nokta da Kayısı hâlâ maliyetinin üzerinde satılıyor, müdahaleye gerek yok” yaklaşımı.

Çünkü kayısı maliyetli ve emek yoğun bir ürün. Toplanıyor. Çekirdeği tek tek çıkarılıyor. Güneşe seriliyor. Kurutuluyor. Yeniden toplanıyor, ayrılıyor.

Tüm bu süreçte görev alan işçilerin günlük yevmiyelerinin 2 bin liranın altına düşmediğini anlatan Kılıç, buna bir de her gün zam gelen mazotu, gübreyi, ilacı ve diğer girdilerin eklenmesi halinde piyasadaki 250 TL’nin çiftçi için zarar anlamına geldiğine değiniyor.

Kılıç'ın talebi, TMO'nun bütün Malatya kayısısını satın alması da değil. Zaten yaklaşık 11 bin tonluk lisanslı depo kapasitesinden söz ediyor.

İstediği 300 TL taban fiyat açıklanması.

Geçmişte TMO'nun fiyat açıkladığı dönemlerde ihracatçının TMO'ya ürün kaptırmamak için açıklanan fiyatın üzerine çıktığını hatırlatıyor. Fakat işin bir de ihracat tarafı var. Malatya kayısısında asıl alıcı ihracatçılar. Ama son yıllarda ihracat tarafında da fiyat endişesi hakim. Çünkü Özbekistan kuru kayısıyı

1,92 dolara, Türkiye 6,37 dolara satıyor.

Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, geçtiğimiz günlerde bu fiyat eğrisine dikkat çekerek, kayısının dolar bazındaki fiyatı yükseldikçe ihracat miktarının daraldığına vurgu yaptı. Evet kayısıda lideriz ama artık Türkiye'nin karşısında düşük fiyatlı alternatifler de var.

Özellikle Özbekistan. 2025'te Türkiye 47 bin 699 ton kuru kayısı ihracatından 303,6 milyon dolar gelir elde etti. Ortalama ihracat fiyatımız kilogram başına 6,37 dolar oldu. Özbekistan ise 2025'in ilk 11 ayında 23,9 bin ton kuru kayısı ihraç etti. Bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracatını 2,4 katına çıkardı. Ortalama ihracat fiyatı ise kilogramda 1,92 dolar.

Türkiye'nin üçte birinden bile düşük.

Üstelik Özbekistan'ın müşterileri arasına Türkiye de girdi. Aynı dönemde Türkiye'ye yaklaşık 4 bin 100 ton Özbek kuru kayısısı satıldı.

Malatya kayısısında hile yapanlar var

Peki bu nasıl ve neden oldu? Bu noktada, Yunus Kılıç’ın iddiası oldukça vahim; “Malatya kayısısına Özbek kayısısı karıştırılıyor.”

Kılıç'a göre Özbekistan ve diğer ülkelerden düşük fiyatla alınan kuru kayısı Türkiye'deki serbest bölgelere getiriliyor, burada işlenip paketleniyor.

Dahası, bir bölümünün Malatya kayısısıyla karıştırılarak ihraç edildiğini öne sürüyor. “10 ton Malatya kayısısına 1-2 ton Özbek kayısısı katılıyor. Bu resmen tağşiş. Daha fazla kazanma uğruna, Malatya kayısısının pazardaki imajı yerle bir ediliyor. Bu durumu bakana kadar ilettik” diyor.

Malatya’da üretici temsilcisinin iddiası doğruysa ortada kilogram fiyatından çok daha büyük bir sorun var.

Çünkü Malatya kayısısı Avrupa Birliği'nde de coğrafi işaret tesciline sahip.

Ve coğrafi işaretin değeri ambalajından değil, tüketicinin o isme duyduğu güvenden ve kayısının bölgeye has aromasından geliyor.

Peki Özbek kayısısını rakip haline getiren kim? İşin en düşündürücü tarafı da bu.

Özbekistan zaten kayısı üretiyordu. İran üretiyordu. Tacikistan üretiyordu. Ama Malatya onlarca yıldır dünya kuru kayısı pazarının tartışmasız merkeziydi.

Malatya Ticaret Borsası'nın 1978-2024 verilerine göre 46 yılda 2 milyon 742 bin ton kuru kayısı ihraç ettik ve yaklaşık 8 milyar dolar döviz geliri sağladık.

Böylesine güçlü bir ürünün pazarını kaybetmesi için rakibinin mutlaka daha kaliteli ürün üretmesi gerekmiyor. Daha ucuz olması ve bizim kendi ürünümüzün itibarını aşındırmamız yeterli.

Bugün Özbekistan kuru kayısı ihracatını bir yılda 2,4 kat artırıyorsa bunu küçümseyemeyiz. Onlar ürününü üretiyor ve satıyor. Asıl bakmamız gereken kendi tarafımız. 250 liradan 2 bin liraya…

Malatya kayısısının hikâyesinde en çarpıcı nokta, bizzat Yunus Kılıç’ın üretimin merkezinden ilettiği fiyat verileri…

Üreticide 250 TL.

İstanbul'da 1.250 TL.

Almanya'da 2000 TL civarı.

Elbette tarladaki fiyatla Almanya'daki perakende fiyatını bire bir karşılaştırmak mümkün değil.

Arada işleme, paketleme, nakliye, depolama, finansman, ihracat, distribütör ve perakendeci maliyetleri var.

Ama ürün tarladan Avrupa rafına giderken değerini yaklaşık dokuz kat artırıyorsa, üreticinin “300 liraya satabilsem yeter” demesi üzerinde düşünmemiz gereken bir durum.

Dünyada eşi az bulunan bir tarım ürünü üretiyoruz.

Coğrafi işaretini almışız.

Pazarını oluşturmuşuz.

Dünyaya adını kabul ettirmişiz.

Milyarlarca dolar ihracat geliri elde etmişiz.

Ama üreticisi para kazanamıyor, Türkiye'deki tüketicisi pahalı olduğu için yiyemiyor.  Üstelik şimdi daha ucuz yabancı kayısının Malatya kayısısına karıştırılarak onun adıyla satıldığı iddialarını konuşuyoruz.

Böyle devam ederse bir gün Özbek kayısısının Malatya kayısısından daha iyi olup olmadığının hiçbir önemi kalmayacak. Çünkü rakiplerimizin yapamadığını biz kendi elimizle yapmış olacağız.

Malatya kayısısının yıllar içinde oluşturduğu güveni, kalitesini ve marka değerini birkaç dolar daha fazla kazanmak uğruna aşındırırsak, kaybeden sadece çiftçi olmayacak. İhracatçı da kaybedecek. Malatya da kaybedecek. Türkiye de kaybedecek. Kendi bindiğimiz dalı kendimiz kesmiş olacağız.

Malatya Net Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme