Kalbinizle Oruç Tutmak: Ramazan'da Kalp Hastaları İçin 7 Hayati Gerçek
İnönü Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Taşolar, orucun sadece bir açlık süreci olmadığını, vücutta ciddi bir metabolik dönüşüm başlattığını belirterek, 'Ramazan kalbiniz için bir fırsata dönüşebilir. Ancak kontrolsüz hareket etmek saniyeler içinde telafisi zor sonuçlar doğurabilir' dedi.
Ramazan ayı yaklaşırken kalp hastalarının en çok sorduğu soru yeniden gündeme geliyor. Kalbim oruç tutmaya elverişli mi?” bu sorunun tek bir cevabı olmadığını belirten, İnönü Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Taşolar, kararın mutlaka kişiye özel verilmesi gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Taşolar, orucun basit bir açlık süreci olmadığını, vücutta ciddi metabolik değişimlere yol açtığını belirterek şu ifadeleri kullandı, “Ramazan ayında kalp yeni bir ritme uyum sağlamaya çalışır. Kan hacminden hormon dengesine, tansiyondan ritim düzenine kadar pek çok sistem etkilenir. Bu nedenle kalp hastaları için en önemli adım, oruca başlamadan önce doktor kontrolünden geçmektir.”
Oruç Faydalı Etkiler Gösterebiliyor
Kalp hastalıklarının geniş bir yelpazede olduğunu hatırlatan Taşolar, stabil durumda olan bazı hastalarda orucun faydalı etkiler gösterebildiğini söyledi. Taşolar, özellikle uzun süreli açlık dönemlerinde vücudun “otofoji” adı verilen hücresel temizlik mekanizmasının aktive olabildiğini, HDL (iyi kolesterol) seviyelerinde artış ve damar içi inflamasyonda azalma görülebildiğini ifade etti. Ancak bu faydaların yalnızca kontrol altındaki hastalar için geçerli olduğunu özellikle vurguladı.
Öte yandan bazı hasta grupları için orucun ciddi risk taşıdığını belirten Taşolar, son 6 ay içinde kalp krizi geçirenler, yeni stent takılanlar, bypass ameliyatı olanlar, ileri kalp yetmezliği bulunanlar ve kontrolsüz hipertansiyon hastalarının mutlaka hekim onayı almadan oruç tutmaması gerektiğini söyledi. Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda ise beslenme düzenindeki ani değişimlerin pıhtılaşma veya kanama riskini artırabileceğini ifade etti.
İftar Saatleri Kritik
İftar saatlerinin kalp açısından en kritik dönem olduğunu belirten Prof. Dr. Taşolar, uzun açlık sonrası ağır ve yağlı yemeklerin kalbin iş yükünü ani şekilde artırdığını söyledi. “Orucu su ve hurmayla açmak, çorbadan sonra 15–20 dakika ara vermek ve porsiyon kontrolü yapmak kalp sağlığı açısından son derece önemlidir” dedi.
Sigar Kullanımı En Büyük Tehlike
İftar sonrası sigara kullanımının ise en büyük tehlikelerden biri olduğunu vurgulayan Taşolar, sigaranın damarları ani şekilde daraltarak kalbe giden oksijeni azalttığını ve kriz riskini artırdığını belirtti. Susuzluk ve tuz tüketimine de dikkat çeken Taşolar, iftar ile sahur arasında en az 2–2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini, çay ve kahvenin su yerine geçmediğini söyledi. Aşırı tuz tüketiminin tansiyonu yükselttiğini ve kalp üzerindeki yükü artırdığını hatırlattı.
Manevi Huzur Stres Hormonlarını Azaltıyor
Ramazan’ın sadece fiziksel değil, psikolojik etkileri de olduğunu ifade eden Taşolar, manevi huzurun stres hormonlarını azalttığını, bunun da kalp hızını ve tansiyonu dengeleyebileceğini ancak bu olumlu etkinin, tıbbi risklerin göz ardı edilmesi anlamına gelmemesi gerektiğini vurguladı.
Ramazan Kalbiniz İçin Fırsata Dönüşebilir
Son olarak kalp hastalarına çağrıda bulunan Prof. Dr. Hakan Taşolar, “Ramazan kalbiniz için bir fırsata dönüşebilir. Ancak kontrolsüz hareket etmek saniyeler içinde telafisi zor sonuçlar doğurabilir. İlaç düzeninizi gözden geçirin, doktorunuzla planınızı netleştirin ve kalbinizin bu sürece hazır olduğundan emin olun” dedi.
Bakmadan Geçme
