Hürmüz Boğazı Bilmecesi: Türkiye Krizin Neresinde?
Dünya ekonomisi, Basra Körfezi'nden gelen boğaz kapatma tehditleriyle sarsılıyor. Küresel petrol trafiğinin yaklaşık dörtte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki askeri hareketlilik, enerji fiyatlarını zirveye taşırken, piyasalardaki belirsizlik her geçen gün artıyor. İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Recep Karabulut, bölgedeki satranç tahtasını ve Türkiye'nin bu denklemdeki yerini değerlendirdi.
Hürmüz Boğazı’ndaki askeri hareketlilik petrolü 107 dolara taşırken, altın piyasalarında 4 bin 700 dolar eşiği aşıldı. Küresel ekonomideki bu büyük belirsizliği ve enerji koridorundaki risklerin geleceğini, İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Recep Karabulut ile konuştuk.
- Hürmüz Boğazı, dünyadaki petrol trafiğinin yaklaşık %20-25'inin geçtiği bir nokta. Olası bir çatışmada boğazın tamamen kapanması, küresel enerji fiyatlarında nasıl bir etki yaratır?
Dünyanın petrol rezervlerinden ilk üçünü saydığımızda Venezuela, Suudi Arabistan ve İran olduğunu görüyoruz. Venezuela’nın kara suları yok. ABD birkaç ay önce uyuşturucu ticaretini bahane ederek Venezuela devlet başkanını yerinden aldı ve ABD’ye tutsak olarak getirdi. Oradaki petrollerin ABD’li şirketler tarafından işletileceğini ifade etti. Bu aşamadan sonra İsrail ile beraber İran’a karşı başlattıkları saldırılarla, ABD başkanının resmi açıklamalarında da ifade ettiği gibi dünya petrol rezervlerini ele geçirme projelerine başladılar. Bu süreçler ile sadece petrol ihraç eden ülkeler değil ithal eden ülkeler de zor duruma düştü. Özellikle üretim ham maddesini sağlayan ülkeler için buradaki petrol akışının yavaşlaması ile ülkelerin enflasyon oranları ciddi anlamda yükselmeye başladı. Petrol, üretim faaliyetleri içerisinde en yüksek ve en az bulunan üretim faktörü olduğu için tüm ticareti fiyat anlamında etkileyecek ve zaten artan petrol fiyatları ile de bunu gözlemleyebiliyoruz.
- Hürmüz Boğazı’nın devre dışı kalması durumunda, mevcut boru hatları (Suudi Arabistan vb.) bu açığı kapatmada ne kadar süre bir alternatif sunabilir? İşletme maliyetleri açısından bu geçiş sürdürülebilir mi?
Geçici olarak belki kısa vadeli ve küçük miktarlarda petrolün akışını sağlayabilir ama hepimiz biliyoruz ki ulaştırma ya da lojistik olarak petrolün en kolay ve en ucuz taşınma yolu deniz yoludur. Bunu büyük tankerler aracılığı ile büyük hacimlerle sağlarsınız. Aynı şey kara boru hatları için geçerli değil dolasıyla kısa süreli bir açık kapatma söz konusu olur. Ayrıca Rusya’nın Avrupa’ya verdiği petrol boru hatlarıyla Almanya’ya giden petrol boru hatlarının da ABD tarafından vurulduğunu biliyoruz bunu göze alırsak kara hattı çözüm olmaz.
- Körfez bölgesindeki dev liman yatırımları (örneğin Katar veya BAE'deki limanlar), bu güvenlik riski nedeniyle atıl kalma tehlikesiyle karşı karşıya mı?
Körfez ülkelerinde ABD’nin askeri üsleri var ve İran’ın bu askeri üslere saldırıları oldu. Bu süre içerisinde bu büyük limanlardan olan ABD’nin vurduğu bir adacık var ve ABD orayı yok edeceğini söylüyor. Bu limanlar yıkılsa bile tekrar yapılabilir. Asıl düşünülmesi gereken şey şu; dünyanın petrol kaynaklarına çökmek isteyen ABD ve Arz’ı Mev’ud hayali kuran katil bir İsrail hükümeti var. Körfez ülkelerinin buradan çok ciddi bir ders çıkaracağını ve böyle gitmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü herkesin petrole ihtiyacı var.
- Kriz, bölgedeki Dubai gibi dev turizm ve ticaret merkezlerinin cazibesini yitirmesine yol açar mı? Turizm rotaları Akdeniz veya Kuzey koridorlarına mı kayar?
Oradaki turizm yapay bir turizm, Akdeniz ya da Kanarya adalarındaki gibi doğal bir turizm alanı değil. Daha teknolojik yapılarla donatılmış para ve ticaret odaklı bir merkez. Bu olaylardan sonra o bölgelerde uzun vadede turizmin olmayacağını, en azından aynı şekilde devam etmeyeceğini öngörüyorum. Doğal turizme dönüş olabilir diye düşünüyorum.
- İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilerden 2 milyon dolara yakın bir geçiş ücreti almayı planladığı yasayı komisyondan geçirdi. Bu durum uluslararası ticaret hukukunun tamamen iflas etmesi anlamına mı gelir? İşletmeler bu farkları tüketicilerden mi çıkaracak?
Hürmüz Boğazı çok önemli bir geçiş noktası, oradan körfez ülkeleri ve İran petrolü geçiyor. Ama bununla birlikte bizim Türkiye’deki deyişimizle Hint Okyanusu’ndan geçip Babülmendep Boğazı’ndan da geçmesi lazım. Kızıldeniz’ e inen petrol tankerlerinin Mısır’a ait Süveyş Kanalı’ndan da geçmesi lazım. Bugüne kadar Süveyş kanalından geçişlerden zaten para alınıyordu. İran’ın da buna hakkı var ve talep edebilir. Bu da nihayetinde işletme olarak düşürsek malın maliyeti artacağı için tüketiciye yansıyacaktır.
- Türkiye, enerji ithalatçısı bir ülke olarak bu krizden nasıl etkilenir? Olası bir fiyat artışının Türkiye'nin ekonomik dengeleri ve enflasyonla mücadele süreci üzerindeki doğrudan etkisi sizce ne olur?
Türkiye’nin üç dört senedir enflasyonu tek hanelere indirme çabası var. Petrol dış bir etken, ülke ekonomisinin veya karar vericilerin eksikliğinden kaynaklanan bir sorun değil. Petrol fiyatlarının yükselmesi tüm dünyada enflasyon tahminlerini yukarı çıkarır, Türkiye’ de de çıkaracağını düşünüyoruz. Ama Türkiye en az etkilenen ülkelerden olacaktır çünkü bizim Irak, Suriye ve İran gibi ülkelere kara sınırlarımız var. Dolayısı ile Türkiye çok etkilenmeyecektir.
- Belirsizliğin bu kadar yüksek olduğu bir dönemde, uluslararası ticaret yapan Türk firmaları risk yönetimi konusunda nasıl bir strateji izlemeli?
Bu sektöre göre değişir. Türkiye’ de yurtdışına yatırım yapan firmalar daha çok taşıma ve inşaat sektörü. Bu süreç içerisinde Türk müteahhitlerin ödemelerde sıkıntı çekeceğini düşünmüyorum. Çünkü körfez ülkelerinde nakit sıkıntısına yol açacak bir durum söz konusu değil. Belki kısa vadede altı aylık bir süreçte petrol ihracatlarında bir azalma olacak ama firmalar fazla etkilenmez.
- Bu krizin sonunda, Türkiye’nin Doğu-Batı arasındaki enerji ve ticaret köprüsü olma iddiası var. Yatırımcı bir ülkeye para getirmeden önce oranın huzurlu olup olmadığına bakar. Komşuda bir savaş varken, yatırımcı Türkiye'yi riskli bölge görüp çekilebilir mi?
Yatırımcılar, bir ülkede eğer yatırım yapacaksa en başta baktıkları o ülkenin ekonomik durumu, siyasi istikrarı ve komşuları oluyor. Türkiye her zaman bir kırılma noktasında ifade ediliyor ve Orta Doğu ülkesi olarak görülüyor. Bu bölgede hız kazanan bir kaos var ve aslında ama bunun merkezine baktığımız zaman ABD ile beraber hareket eden İsrail olduğunu görürüz. Dolayısıyla Türkiye olur mu, evet olur. Fakat körfez ülkelerinin oturup bir daha düşünüp ve burada bir güç olarak artık yer alması lazım.
- Hürmüz Boğazı kapandığında biz sadece petrol gelmeyecek diye korkuyoruz ama aslında orası bizim için dev bir ihracat kapısı. Basra Körfezi üzerinden yaptığımız bütün o ticaret durma noktasına gelirse, özellikle o bölgeye mal satan Türk ihracatçısı ne yapar? Alternatif bir yolumuz var mı?
Biz karayolunu da kullanabiliriz. Bizim zaten bir Zengibar yolumuz ve o yolun açılmasıyla ilgili çalışmalar var. Türkiye’nin diğer ülkeler gibi o boğazın kapanmasından çok etkileneceğini düşünmüyorum. Çünkü Türkiye’nin karasal bağı var ve oradan da gidebilir ama maliyet artar. Fakat bu şu demek değil “biz etkilenmeyiz” sadece en az etkilenen ülkelerden oluruz. Bizim oraya ihracatlarımızda var, elbette etkilenecektir ama bu ihtiyaçları karayolu ile gönderme imkanımız var.
- Bir de madalyonun başka bir yüzü var; olası bir çatışmanın tetikleyeceği yeni bir göç dalgası. Zaten ekonomik olarak hassas bir dönemden geçerken, bölgedeki bir istikrarsızlığın yaratacağı yeni bir göç dalgası bizim piyasamızı ve ekonomimizi nasıl etkiler? İşletmeler bu riskleri göz önüne alıp ne gibi önlemler almalı?
İran’da bir yerinden edilme ve göç ihtimalini çok öngörmüyorum. İran 5000 yıllık bir medeniyeti olan bir ülke ve bunun kendisine vermiş olduğu bir tecrübe var. Milli duyguları ve hassasiyetleri var, uzun yıllar imparatorluk yada bölge gücü olmuş bir tarihi var. Onun için, bir Suriye gibi Irak gibi sadece bölgesel coğrafik bir isimle alınır ülkelerden değil. Ben böyle bir göç olacağını düşünmüyorum. Özellikle Türkiye sınır bölgelerinde olacağını düşünmüyorum belki körfeze yakın kıyı şeridinde olabilir. Göç olursa da Türkiye bu konuda çok tecrübeli.
- Hürmüz Boğazı'ndaki bu karamsar tabloya baktığımızda baktığınızda; dünya ve Türkiye ekonomisi için korkmalı mıyız yoksa temkinli bir iyimserlik mi taşımalıyız? Son sözlerinizi alabilir miyiz?
Hürmüz Boğazı’nda karamsar bir tablo ABD için var dünya için yok. Niye yok, 28 Şubat saldırıları öncesini düşünelim. Hürmüz Boğazı’nda ne problem vardı? Hiçbir problem yoktu, İran rejimi hiçbir zaman oradan geçen ticaret gemilerine sorun çıkarmadı. Ne zaman ki ABD ve İsrail saldırılarına başladı İran’da savaşın gerektirdiği savunma mekanizması olarak o ülkelere yaptırım uygulamaya başladı. Bu diğer ülkeler için geçerli değil, oradan Çin bayraklı gemiler de geçiyor diğer ülkelerin gemileri de geçiyor. Yani bu kaos dünyanın kaosu değil, ABD’nin kaosu.
Röportaj-Foto: Melahat Sengir
Bakmadan Geçme

