Değerli okurlar,
Öyle bir zaman diliminde yaşıyor, öyle hadiselere şahit oluyoruz ki, gerek dünyada gerekse de ülkemizde akıl ve ruh sağlığımız altüst oluyor.
Batı Dünyasının yüzyıllardır ordan oraya sürerek nefret ettikleri baş belası Yahudileri nihayet 1948 yılında yanıbaşımızdaki coğrafyaya hançer gibi saplayarak bölgemize tebelleş ettiler. İsrail adlı terörist yapı kurulduğu günden bu yana, başta Filistinliler olmak üzere çevresinde bulunan Suriye, Ürdün, Lübnan ve Mısır'a kan kusturmak pahasına saldırganlığını aleni bir pervasızlıkla sürdürüyor. Filistinlilere uyguladığı soykırım zulmünü ise kanırta kanırta, dünyanın gözünün içine soka soka yapıyor.
Amerika'nın, Rusya'nın, Çin'in, diğer yanda İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Hindistan'ın hesapları ise tıpkı satranç hamleleri gibi sonuçları çok sonraları ortaya çıkacak oyunlar gibi insanları endişelendiriyor.
Batı dünyasının sapık iç çirkefliği ise, Epistein rezaletiyle dünyaya faş oldu. MOSSAD başta olmak üzere Amerika ve diğer batılı ülkelerin istihbarat örgütlerinin iç yüzleri ve şantaj tezgâhları Epistein'in deşilmesiyle ortaya saçıldı.
Dünyada baş döndürücü gelişmeler dur durak bilmeksizin yaşandığı gibi her geçen gün mevcut kaotik didişmeye yenileri eklenerek artarak katlanıyor.
Hasılı dünya, iştahların kabardığı, çok sıcak incehesap planlamalarının yapıldığı şer eksenin etrafında son hızla dönüyor.
Ülkemize gelince:
Dışımızdaki dünyada olan biten gelişmelere bakınca sukûnet adası gibi asude bir dinginlik içinde olduğumuz ayan beyan ortada.
Tarafsızlık ve barış yanlısı güdülen dış politikalar dost düşman herkes tarafından ilgiyle ve gıptayla izleniyor. Doğrusu, ülkemizin uluslararası düzlemde itibar görmesi göğsümüzü kabartıyor. Savunma sanayi alanında yakalanan teknolojik seviye ve gösterilen üstün başarılar özgüven duygumuzu pekiştiriyor.
Ancak içeride durum tam aksine, iç karartıcı bir ağır kâbus gibi üzerimize çökmüş puslu gıri hava hakim.
Bir gece yarısı İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı görevlerinden alınıp yerlerine yeni bakanlar atanması biz vatandaşlarda haklı olarak "ne oluyor?" sorusuna yol açtı. Gidenler neden gitti, gelenler neden geldi gibi bir açıklaması olmalı... Böyle bir açıklama yok!
Önceki gün basına yansıyan haberlere göre:
1) 12 ilde 15 Organize suç örgütlerine yönelik operasyon:
Jandarma Genel Komutanlığından yapılan açıklamada, cumhuriyet başsavcılıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ile Siber Suçlarla Mücadele Daire başkanlıkları koordinesinde, il jandarma komutanlıklarınca 12 ilde 15 organize suç örgütüne yönelik operasyonlar düzenlendiği belirtildi. Operasyonlarda "göçmen kaçakçılığı, tefecilik, uyuşturucu ticareti, nitelikli hırsızlık ve insan ticareti" suçundan gözaltına alınan 109 şüpheliden 61'inin tutuklandığı, 38'i hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulandığı ve diğerlerinin işlemlerine devam edildiği kaydedildi.
2) 14 İlde Düzenlenen Uyuşturucu Operasyonu:
İstanbul merkezli 14 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik operasyonlarda 305 şüphelinin yakalandığı bildirildi. İstanbul genelinde 5 aydır yürütülen çalışmalar sonucunda mesajlaşma programları ve sosyal medya paylaşım platformunda uçtan uca şifreli gruplar kurarak, bu gruplar üzerinden güvene dayalı kurye sistemi ağıyla ya da bireysel olarak uyuşturucu satıldığının belirlendiğini aktaran üst düzey yönetici, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile birlikte yürütülen ortak çalışmalarda, özel ve gizli üyelik sistemiyle oluşturulan gruplardan paylaşılan mesajlaşmalara ulaşılması üzerine bu mecralarda "yönetici", "moderatör" olarak faaliyet gösteren şüphelilerin tespit edildiğini kaydetti.
3) Ankara ve Diyarbakır'da 'Tefecilik' Operasyonu:
Ankara Batı ve Silvan Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde, Ankara ve Diyarbakır İl Jandarma Komutanlıklarınca organize suç örgütlerine yönelik çalışma başlatıldı. Bu kapsamda, vatandaşları yüksek faizle borçlandırarak baskı altına aldıkları belirlenen şüphelilere yönelik Ankara ve Diyarbakır'da eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda, haklarında "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "tefecilik" ve "nitelikli yağma" suçlamaları bulunan 32 şüpheli yakalandı. Yürütülen soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, şüphelilerin mağdurlara teminat olarak boş veya yüksek meblağlı çek ve senet imzalattıkları, ödeme yapamayan vatandaşların mal varlıklarını ise tehdit ve baskıyla devraldıkları tespit edildi.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verileriyle desteklenen incelemeler sonucunda, şüphelilerin banka hesaplarında toplam 25 milyar 119 milyon liralık işlem hareketliliği bulunduğu belirlendi.
4) "Nitelikli Yağma" Suç Örgütü Operasyonu:
Ankara’da çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik operasyonda gözaltına alınan 23 şüpheli tutuklandı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İ.Ş. liderliğindeki çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik operasyon düzenlendi.
Ekipler, "nitelikli yağma", "uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti", "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak", "tehdit", "ruhsatsız silah taşıma ve bulundurma", "silah ve mühimmat ticareti", "suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme", "adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs" ile "iş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi" suçlarını işlediği tespit edilen 23 şüpheliyi gözaltına aldı.
Vatandaşımız Suç Örgütlerince Kuşatılmış
Yukarıda zikredilen haberlerin ihsas ettiği anlam çok açık olarak bu ülkede her an başına herşey gelebilir, dikkatli ve teyakkuz içerisinde olmalısın uyarısıdır.
İşinde gücünde sıradan vatandaşımızın gündelik hayatı ip cambazı mahareti gerektiren çeviklik ister.
Hemen hemen her gün yapılan onlarca müdahaleye rağmen bir türlü önü alınamayan suç örgütleri faaliyet branşlarına göre sektörel iş bölümü halinde yapılanıyorlar. Kimse kimsenin alanına girmiyor.
Bu suç örgütlerinin yerden biten mantar gibi çoğalması, adalet dediğimiz terazinin zamanında ve sağlıklı çalışmamasından kaynaklanıyor.



