Sessizliğin Sesi
Nesibe Aldemir
Sinesine çekilir kimi zaman cümleleriniz. Sessiz kalmayı tercih edersiniz. Bu tercihinizin sebebi ya anlaşılmadığınızı düşünmektir ya da muhatabınıza bir şeyleri anlatmakta zorlanmanızdır. Böyle zamanlarda sukutun altın olduğunu düşünenlerdenim. Sözün ve nefesin israf olmasına yol açan durumlarda susmanın kalesine sığınmak en korunaklı yerdir.
Sizin bu sessizliğinizi pasifliğinize, korkunuza yoranlar olsa da bazen en büyük cevap sadece ve sadece susmaktır. Kendi içinize daha fazla yönelmenize vesile olacak bu eylem sizi pasiflikten ziyade aktifliğe taşıyacaktır. Ayrıca sözümüzün kar etmediği yerde kelime ve cümle israfına kalkışmak da büyük israflardandır.
İnsan, sosyal bir varlık olması hasebiyle diğer insanlarla daima etkileşim ve iletişim halindedir. Sağlıklı iletişim için muhatabını anlamak ve dinelmek gerekir hepsinden öte. Karşımızdaki insanı sadece cevap vermek için dinlersek onun sözleri bir etki uyandırmaz içimizde. İletişim kazası dediğimiz olgu hepimizin başına gelmiştir.
Yazarak, telefonda konuşarak ve yüz yüze iletilişim halindeyken karşımızdaki insanı istemeden de olsa kırdığımız olmuştur. Ya da karşımızdaki insan bizi aynı şekilde sözleriyle incitmiştir. Burada ayrışması gereken konu eylemi istemeden yapan ile isteyerek yapanı aynı kefeye koymamak. İnsan özü itibariyle hataya ve yanlışa düşmeye meyyaldir. Bu nedenle iletişim kazalarında anlayışlı ve affedici olmak en güzelidir. Güzel olanı tercih etmek yine insanı güzel yapandır. Ama gelgelelim sizi bile isteye bir değil iki değil defalarca kıranlara. Onlardan olabildiğince uzak kalmak en sağlıklı olanıdır. Uzak kalma şansımız yoksa onlarla olan iletişimimizi en düşük seviyeye indirmek gerek. Ve yine sessizliğin kalesine sığınıp sukutun altının da ışıldamak en güzelidir. Çamura neden çamursun diye serzenişte bulunmak yerine çamurdan gelebilecek olana karşı korunmak en iyi yoldur. Ne kadar az çamura maruz kalırsak temizlenmek için de o kadar az çaba sarf etmiş oluruz. Böylece enerji israfına girmez, enerjimizi de doğru yere kanalize etmiş oluruz.
Unutmamak lazım ki israf ettikçe israf oluyoruz. Gerek sözümüzü gerekse özümüzü doğru insanlara ve doğru yerlere aktarmayınca hepsi ziyan oluyor. İnsan, bu dünyada sözüyle ve özüyle yaşar. Sözü ve özü israf olanın ruhu da israf olur. Ruhu israf olanın hayatı israf olur. Buradan hareketle kime ne derece söz tüketeceğinize siz karar verin. Ömrünüzü israf etmeye niyetiniz yoksa sözünüzü ve özünüzü de israf etmeyin. Anlamayana, dinlemeyene, kadir kıymet bilmeyene… Sessizliğin sesinde dinlendirin yüreğinizi, zaman zaman da olsa. Sukutun altınında ışıldatın gönül pencerenizi. Olur da güneşin asilce parlayan ışığına denk gelirsiziniz. Olur da kullarını sessizliğin sesinde dahi duyan Rabbimiz sesliğimize ses olur vesselam…