Huzurumuz Nerede Hapis?
Nesibe Aldemir
Kin ve haset, insanın içindeki huzuru eriten iki güzel olmayan hasletlerdendir. İnsanoğlunun yaradılışından bugüne var olan bu duygular törpülenip daha farklı yerlerde değerlendirilmedikçe vardığımız hiçbir yerde huzuru bulamayacağımız kesin.
Başkasının sahip olduğu maddi imkânlar, oturduğu ev, kullandığı araba, yediği ve içtiği ile meşgul olup yorum üretmek boş insan işidir. Bu işe talip olanlar genellikle elindeki nimetlerin de farkında olmayanlardır. Kin ve hasedin eşlik ettiği bu yol dikenli ve karanlıktır. Bu nedenle de insana huzur ve ferahlık vermez. Hemen hepimizin büyük çabayla aradığı o huzur, ne yazık ki karanlık ve dikenli yollara uğramaz.
Başkalarının hayatına odaklı yaşayanları, ruhuna prangalar takıp gezenlere benzetiyorum. Özgürlüğe ve özgünlüğe hasret geçen hayatlar buradan doğuyor sanırım. Birimize olan kin ve hasetle varacağımız yerler bellidir. Samimiyetten yoksun sahte gülüşler durağı başta olmak üzere huzursuzluk köyü gibi yerler menzildir. Bizi bize uzak eyleyen bu hasletlerin yine bizde yol açtığı hastalıkları tespit edip tedavisi için uğraşmak olursa gayemiz, huzur kalbimize intikal edecektir. Herkes kendi kalbine tutacak aynasını. Kendim için istediğimi kardeşim için istiyor muyum? Ya da tam tersi olarak kendim için istemediğimi kardeşim için de istemiyor muyum? İşte bu iki kilit sorunun cevabı bizim karakterimizi özetler. Karakterimiz ise kişiliğimizin aynasıdır. Hâsılı kim olduğumuzu biliyorsak kim olmak istediğimize biraz daha yaklaşabiliriz.
Mesele aslında biraz da dünyaya ve hayata nasıl baktığımızla ilgili. İnsanları gözümüzde küçülterek onlarla alakalı istediğimiz yorumları yaparken haddimizi ne kadar aştığımızın farkına varamıyoruz. Ya da tam zıddı olarak olmadık insanları gözümüzde büyüterek hak etmedikleri saygı ve sevgiyi onlara göstererek kendi karakterimizden ödün veriyoruz. Oysa insanı insandan ayıran en keskin çizgi insanlıktır. Bunun yanında insanlığını parlatırken kullandığı güzel hasletlerdir. Anlayış, tevazu, merhamet ve adalet gibi…
Etrafımızdaki insanların sahip olduğu imkânlara bizler sahip olamayabiliriz. Yine onlara ve bizlere verilen özellikler ve güzellikler farklılık doğurabilir. Zaten böyle olması olağandır. Çünkü imtihan dediğimiz olgunun gerçekleşmesi de bu demektir. “Sizi mutlaka biraz korku ve açlık ile; biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden noksanlaştırmak suretiyle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!” Der Rabbimiz Bakara Suresinin 155. Ayeti’nde. Hayatımızdaki bütün nedenlerin cevabı niteliğinde olan bu ayet, kalbimizdeki bütün huzursuzlukları silip süpürmeli diye düşünüyorum.
Başkalarının hayatındaki ayrıntılara harcayacağımız eforu kendi hayatımızı inşa etmede kullanmak kim bilir nasıl da değiştirirdi bizleri ve bizlerin hayata olan bakış açısını. Bu darlık ve sığlığa hapsolmak kayıpların en büyüğüdür aslında. G/özümüz ummanlar da ise odağımızı başkalarının sahip olduklarından ziyade kendimize ve elimizdeki nimetlere çevirelim. Başkasının mutluluğu ve varlığı canımızı acıtıyorsa dünyanın hiçbir yeri bize huzur vadetmez. Nereye gidersek gidelim içimizdeki köyü de yanımızda götürürüz.
Ruhumuzun prangalarını çözüp, kin ve hasedin bizi sardığı demir parmaklıklardan azad olunca hayatın rengi değişir g/özümüzde. Huzur eşlik eder her anımıza her mekânımıza. Kardeşimin sahip olduğuna sevinir, elinden gidene üzülürsem insanlığımdan bir şey eksilmiş olmadığı gibi mümin kul olma yolunda bir adım atmış olurum vesselam.