Bunu yıllar içinde, kitaplardan çok yaşadıklarımdan ve dinlediklerimden öğrendim.
Aile dediğimiz yapı, zannedildiği gibi sözle değil; zihin hâliyle yönetiliyor.
Kim daha haklı, kim daha çok konuşuyor, kim daha güçlü değil…
Kim daha sakin kalabiliyor, asıl belirleyici olan o.
Bir gün bir evde oturuyordum.
Sesler yükselmişti.
Kadın ağlamaklı, adam gergin…
İkisi de “haklıydı”.
Ama fark ettiğim şey şuydu:
İkisi de sistemi değil, duygusunu yönetiyordu.
Ve duygusunu yöneten insan, sistemi kaybeder.
Ben hep şunu söylerim:
Ailede sakinlik bir kişilik özelliği değil, bir liderlik biçimidir.
Bunu ilk fark ettiğim anlardan biri kendi hayatımda oldu.
Bir akşam, yorgun bir günün ardından eve girdiğimde ortam gergindi.
Söylenen sözün tonu hoşuma gitmedi.
İçimde bir cevap hazırdı.
Hatta çok “haklı” bir cevap.
Ama durdum.
O an şunu fark ettim:
Eğer şimdi konuşursam, sistem çökecek.
Haklı olacağım ama ilişki kaybedecek.
Sustum.
Ama küsmek için değil.
Sistemi korumak için.
İşte sakinlik tam da budur.
Kaçmak değil.
Kontrol almak.
Psikolojik olarak baktığımızda aile, bir duygu ağıdır.
Bu ağda bir kişi panikledi mi, diğerleri de panikler.
Bir kişi yükseldi mi, diğerleri savunmaya geçer.
Ama bir kişi sakin kaldığında, sistemin tansiyonu düşer.
Bir başka danışanımdan şunu dinledim.
Adam bana şunu dedi:
“Hocam, ben ne zaman sakin kalsam eşim daha çok üste çıkıyor.”
Gülümsedim.
Çünkü bu cümle çok şey anlatıyordu.
Ona şunu söyledim:
“Sakin kalmak, pasif kalmak değildir. Sen sakin kalırken sınır koymayı bilmiyorsan, sistem boşluk hisseder.”
O akşam eve gittiğinde denedi.
Eşi yükseldi.
ama O bağırmadı.
Ama net konuştu.
“Şu an bu tonda konuşulursa konuşmam. Ama konuşmak istiyorum.”
Ne bağırdı.
Ne kaçtı.
Ne sustu.
Eşi ilk defa şaşırdı.
Çünkü sakinlik, kararlılıkla birleşmişti.
İşte burada bir zihin kodu değişir.
Aile içinde genelde şu kodlar çalışır:
“Ses yükselirse güç bendedir.”
“Susarsam kaybederim.”
“Alttan alırsam ezilirim.”
Oysa sağlıklı ailede çalışan kod şudur:
“Sakin olan yön verir.”
Ben kendi adıma şunu ilke edindim:
Bir ortamda duygu yükseliyorsa, ben düşüreceğim.
Çünkü biri düşürmezse, aile sistemi yanar.
Bunu defalarca gördüm.
Bir evde kadın sakin.
Adam bağırıyor.
Bir süre sonra adam yoruluyor.
Çünkü bağırmak enerji ister, sakinlik ise merkez.
Bir evde adam sakin.
Kadın ağlıyor.
Bir süre sonra kadın sakinleşiyor.
Çünkü beyin, karşısında tehdit görmeyince savunmayı kapatıyor.
Sakinlik bulaşıcıdır.
Tıpkı öfke gibi.
Ama sakinlik, bilinçle yapılırsa işe yarar.
Şunu net söyleyeyim:
Sakinlik, içe atmak değildir.
Zaman kazanmak, tonu düşürmek, beyni tekrar devreye sokmaktır.
Ben şuna inanıyorum:
Ailede en sakin olan, duygusunu değil sistemi düşünendir.
Sistemi düşünen insan da kazanmak için değil, korumak için konuşur.
Ve korunan şey, çoğu zaman sevgidir.
Çünkü sevgi, gürültüde değil;
sakin bir ses tonunda hayatta kalır.
Bugün şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Bir evde huzur varsa, mutlaka bir kişi vardır
öfkesini değil, aklını önceleyen.
Ve o kişi, farkında olsun ya da olmasın,
o evin direğidir.