Cengiz Dere / Manevi Danışman

Nerdesin Allah'ım!!!

Cengiz Dere / Manevi Danışman

Bir şey fark ettim:
İnsan, en çok canı yandığında büyük sorular sormaya başlıyor.
Ve bu soruların en ağır olanı şu:
“Allah neden yardım etmiyor?”
Bunu ilk kez bir boşanma sürecinde duydum.
Aslında “ilk” değildi ama o gün içimde bir yere çok sert çarptı.
Kadın yorgundu.
İftiralar, hakaretler, aldatmalar, bitmeyen kavgalar…
Ortada kalmış çocuklar, parçalanmış ev, dağılmış bir hayat.
Bana bakıp şunu söyledi:
“Hocam, ben dua ediyorum ama Allah yardım etmiyor.
Demek ki beni duymuyor.”
O an cevap vermedim.
Çünkü böyle anlarda insanın cevaba değil, anlaşılmaya ihtiyacı olur.
Sonra şunu düşündüm:
Biz Allah’ın yardımını sadece istediğimiz şekille sınırlamışız.
Eğer bizim planımıza uymuyorsa, adına “yardım yok” diyoruz.
Oysa Kur’an’da Allah kendisini şöyle tanıtır:
“O, kuluna şah damarından daha yakındır.” (Kaf, 16)
Yakın olan bir Rabb, gerçekten ilgisiz olabilir mi?
Bir gün başka biri geldi.
Bu kez mesele boşanma değil, çocuktu.
Çocuğu ağır bir imtihandan geçmişti.
Evlilik, hastalık,boşanma, travma…
Anne “taşıyamıyorum” diyordu.
Cümlesi çok sarsıcıydı:
“Allah’a inanıyorum ama bazen varlığını sorguluyorum.
Çünkü yardım etmiyor gibi geliyor.”
İşte tam burada durup şunu fark ettim:
İnsan Allah’ı inkâr etmiyor aslında.
Allah’ın yöntemini anlayamıyor.
Allah yardım ediyor ama bazen:
– Olayı değiştirmiyor, insanı değiştiriyor
– Sonucu kaldırmıyor, taşıma gücü veriyor
– Acıyı almıyor, ruhun dayanıklılığını artırıyor
Kur’an bunu çok net söyler:
“Allah, hiç kimseye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemez.” (Bakara, 286)
Bu ayet şunu demiyor:
“Yük vermem.”
Şunu diyor:
“Yükle birlikte güç veririm.”
Bazen o güç, hormonlarda olur.
Bazen sinir sisteminde.
Bazen çocuğun ruhuna verilen özel bir dengeyle…
Biz dışarıdan “bu çocuk nasıl ayakta duruyor?” deriz.
Ama Allah içeriden desteklemiştir bile.
Sonra savaş görüntüleri geliyor gözümün önüne.
Gazze… Suriye…
Yıkılmış evler, ölen çocuklar…
Hep aynı soru:
“Allah neden yardım etmiyor?”
Bu soruyu soranların çoğu şunu kaçırıyor:
Yardımı sadece dünya sonuçlarıyla ölçüyorlar.
Oysa Kur’an bize bambaşka bir pencere açar:
“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin.
Onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.” (Bakara, 154)
Ve yine:
“Rableri katında rızıklandırılırlar.” (Âl-i İmrân, 169)
Allah bazen çocuğu bu dünyada korumaz,
ama ruhunu ebediyen korur.
Bazen beden gider,
ama iman zedelenmez.
Bazen bir çocuk, bu dünyanın acısını çekmesin diye
cennete alınır.
Bu adaletsizlik değil,
bizim bakış açımızın darlığıdır.
Musa’yı düşün.
Arkasında Firavun, önünde deniz.
Akıl diyor ki: “Bitti.”
Ama Allah diyor ki:
“Hayır! Rabbim benimle beraberdir, bana yol gösterecektir.” (Şuara, 62)
Deniz önceden yarılmadı.
Musa adımı attıktan sonra yarıldı.
Bu çok önemli bir ilkedir:
Allah, çoğu zaman adım atılmadan mucizeyi göstermez.
Peygamberimiz mağarada saklanırken…
Düşmanlar kapının önünde.
Yanındaki sahabe korkuyla fısıldıyor.
Cevap şu:
“Üzülme, Allah bizimle beraberdir.” (Tevbe, 40)
Ve Allah bunu Kur’an’a geçiriyor ki,
sadece Peygamber’e değil, bize de konuşsun diye.
Sonra Duha Suresi geliyor:
“Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı.”
“Şüphesiz sonun başından daha hayırlı olacak.”
“Rabbin sana verecek ve sen razı olacaksın.” (Duha, 3–5)
Bu ayetler sadece Peygamber için değil.
Daralan herkes için.
Şimdi şunu net söyleyebilirim:
Allah, kulunu asla sahipsiz bırakmaz.
Ama bazen yardım:
– Bir boşanmanın bitmesi değil, kişinin dağılmamasıdır
– Bir hastalığın geçmesi değil, sabırla imanın korunmasıdır
– Bir çocuğun yaşaması değil, ruhunun cennette büyümesidir
Biz yardımı olayda arıyoruz.
Allah yardımı kulun içinde gerçekleştiriyor.
Ve insan bunu genelde geriye dönüp bakınca anlıyor.
Son sözüm şu olsun:
Eğer bugün zorlanıyorsan,
bu Allah’ın seni bıraktığı anlamına gelmez.
Belki de Allah,
seni daha büyük bir yere hazırlıyordur.
Çünkü Kur’an boşuna söylemez:
“Her zorlukla beraber mutlaka bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 5–6)
Beraber…
Sonra değil.
Aynı anda.
İNANAN BÖYLE…

Yazarın Diğer Yazıları