Suçlama zihni beyni geçmişte kilitler. Zira İnsan beyni aynı anda iki yerde yaşayamaz.
Ebeveynlerini suçlayan kişi zihinsel olarak hâlâ çocukluk sahnesindedir.
Psikolojide buna duygusal bağlanma döngüsü denir.
Beyin şunu söyler:
“Benim bugünkü mutsuzluğumun sebebi geçmiş.”
Bu düşünce:
Sorumluluğu bugünden alır
Kontrol duygusunu zayıflatır
Kişiyi kurban psikolojisinde tutar
Yani kişi büyür ama ruhu çocuk kalır.
Affetmemek, ebeveyni zihinde sürekli hayatta tutar. Affetmeyen insan, anne-babasıyla bağını kopardığını sanır. Oysa psikolojik olarak koparmamıştır.
Suçlama devam ettikçe:
Anne-baba zihinde sürekli konuşur
İç sesleri kararları etkiler
Kişi farkında olmadan onların onayını arar
Bu yüzden birçok yetişkin, anne-babası yokken bile onların gölgesinde yaşar.
Affetmek, “haklıydılar” demek değildir.
Affetmek, onları zihinsel merkezden çıkarmaktır.
Bastırılmış öfke sadece ruhu değil, bedeni de yorar.
Araştırmalar şunu gösteriyor:
Sürekli suçlama halinde olan bireylerde
Anksiyete
Kas gerginliği
Uyku bozukluğu
Psikosomatik ağrılar daha yaygındır
Çünkü beyin, hâlâ tehdit altındaymış gibi çalışır.
Affetme başladığında:
Sinir sistemi gevşer
Kortizol düşer
Kişi ilk defa gerçekten “şimdi”de yaşar
Affetmek, ebeveyni değil kendini özgürleştirir. Affetme, anne-babaya yapılan bir iyilik değildir.
Kendine yapılan bir iyiliktir.
Kişi şunu der:
“Ben artık geçmişin borcunu taşımayacağım.”
“Hayatımı onların eksikliği üzerinden tanımlamayacağım.”
Bu cümle içsel gücü geri getirir.
Affeden kişi:
Enerjisini geçmişe değil bugüne harcar
İlişkilerde daha az tetiklenir
Kendini sabote etmez
Hayattan zevk alma kapasitesi artar
Bu yüzden kişi şunu söyler: “Hayatım hafifledi.”
Özetle:
Ebeveynleri affetmek:
Geçmişi silmek değil
Acıyı inkâr etmek değil
Haksızlığı onaylamak değildir
Affetmek:
Zihinsel zinciri kırmaktır
Duygusal bağımlılığı bitirmektir
Yetişkinliğin direksiyonunu ele almaktır
Bu yüzden affeden insan daha özgür ve daha huzurlu olur.