Cafer Çelik

Hizmet – Hıyanet (Soygun-Vurgun-Rüşvet)

Cafer Çelik

Hizmet vaadiyle, halktan vekalet isterler. Halk olarak tetkik, araştırma yapmadan bir partinin harfine bağlanarak üç-beş yıllık vekalet veririz. Yaptığımızı mühimsemez, fazla düşünmeyiz. Vekalet verdiklerimizin hayrına- şerrine hissedar olacağımız aklımızdan geçmez. Basit şahsi bir şey için vekalet vermemiz gerektiğinde adımıza yanlış -yasak bir işlem yapar diye tetkik etmeden vekaletten çekiniriz. Her şartta vekalet verilecekler araştırılmalı, hizmet için seçtiklerimizin hiyanetkardan olmasına fırsat verilmemelidir. Zamanımız insanın çoğunda uygunsuzluklar çok artmış, uygun haller etkisizleşmiştir. İnsanlarda bencilik gelişmiştir. Baba, ana, memleket, millet düşünmez, sınırsız nefsi istekler çok artmış, mevcut imkanlarla karşılanamazken, istekler artırılmakta, yapması gerekliler ihmal edilmekte, mühimler yerini pekte olmazsa olmazlara terk etmektedirler. Turistik gezi, yazlık, tatil yapma, başka memlekette maç seyretme vb. şeyler çok zaruri istekler arasına girerken, ana, baba, akraba ziyaretleri vb. istekler arasında yer almamaktadır.

İnsanlar başıboş bırakılmamış, yapacakları, yasaklanalar peygamberler, ilahi sayfalarda, kitaplarda tekrar, tekrar bildirilmiştir. Diğer ilahi sayfalar, kitaplar korunamamış, Kur’an geldiği andan itibaren ezberlenmiş, yazılmış, en ufak bir değişikliğe uğraman korunmuş, insanlığın kıyamete kadar uyması, uygulaması Allah tarafından emir edilmiştir. Allah katında din İslam’dır, İnsanın bağı Allah korkusudur. İnsan her hal ve hareketini ilahi yasaya bağlanıp, uyup, uygulayacaktır. Bağdan kopuk hareket ederse, insana yakışmayan, ilahi esaslara uygunsuz hallerle yaşam sürdürecek, yüksek hasletlerini kayıp edecektir. Diğer canlıların zararlarını önlemek için bağ kullanılır, bağlanırlar. İnsanlara yakışanları yaptıran, yasaklardan ilahi yasalara uygun, uymamanın itaatsizlik oluşu, ceza görmeye sebep oluşu, yani Allah korkusu engeller.                    

Her taraftan gelen haberlerde baba, ana evlat katilleri, soygunlar, vurgunlar, sahtekârlıklar, dolandırıcılar vb. çok şeyler. Geçmişlerde de olurmuş, bu kadar çok olmazmış, son yıllarda artarak devam ediyor, İnsanımız şeklini düzeltirken yüksek insani hasletlerden uzaklaşıyor. Bu hallere sebep ne? Araştırılmalı, İnsanlar düzeltilmezse bozukluklar artar, eksilmez. Bugün çok kimseler nefsi zararlı, isteklerini yapamadıkları, imkan bulamadıkları için yapmıyorlar. Yüreklerden silinirse Allah korkusu, eğitimin, vicdanın yasakları engelleme de etkisi kalmıyor Köy ve mahalle konakları masrafı yapılarak yapılmış, yeterli kullanılıyor mu? İnsanımızda anlayış gelişkin, anlatan olsa faydalı olur. Müftülük, milli eğitim, okullar, uygun konuşmacılardan faydalanmak mümkün.

Memleket, millet bizim, faydalıyı artırma, zararlıları azaltıp yok etmede herkes gücü nispetinde kendini mesul görmeli, gereken gayreti göstermeli, şunca yıllar üzerinde yaşadık, yanlış hallerden herkes zarar görür, huzursuz olur. Kullanılmayan imkanlar geçtikten sonra pişmanlık faydasızdır. Her fert faydalandığından fazla faydalı olmaya çalışmalı, zararlılar tepki görmeli, faydalılar desteklenmeli.

Yorumlar 1
Emanet ve ihanet 14 Aralık 2025 12:31

Milletin verdiği vekâlet, basit bir imza değildir; emanettir. Emanet ise ehline verilir. Sizin de ifade ettiğniz gibi, insan kendi şahsi işi için bile vekâlet verirken kırk kere düşünürken, memleketin kaderini belirleyecek siyasi vekâleti sorgusuzca vermesi büyük bir çelişkidir. Bu çelişkinin bedelini de bugün hep birlikte ödüyoruz. Burda sayın valimiz ve İmamoğlu karşılaştırmması yerinde olur,herkes bilir ki sayın vali içtiği suyun parasını bile cebinden verir. İmamoğlu ise kendini menderesle bir tutmuş.Adnan Menderes ismi, hizmet, bedel ve mağduriyet ile anılır. Onun dosyasında hırsızlık, irtikâp, yolsuzluk yoktu. Ezanı aslına döndürdüğü, milletin değerlerine alan açtığı için idam edildi. Bugün ise yolsuzluk iddialarıyla, itiraflarla, tanıklarla anılan bir ismin kendisini Menderes’le kıyaslaması, sadece tarihe değil, milletin vicdanına da saygısızlıktır. Aradaki fark açıktır: Biri hizmetten bedel ödedi, diğeri emanete ihanet iddiasıyla hesap veriyor. Allah korkusu yürekten silinirse, ne hukuk ne vicdan insanı durdurur. Bugün “mağduriyet” söylemiyle yapılan gürültü, hesabı perdeler; ama hakikati ortadan kaldırmaz. “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” sözü tam da bu hâli anlatır. Bağırmak, tehditkâr konuşmak, tarihi isimlere sığınmak gerçeği değiştirmez. Millet kimin ne olduğunu görüyor. Hırsızlıktan kahraman çıkmaz; emanete hıyanetten mazlumiyet üretilmez. Adalet, bugün susar gibi görünse de hesap günü şaşmaz.

Yazarın Diğer Yazıları