Yılları Değil Günleri Sayıyoruz
Abdullah Ergün
Bazı günler geçmez.
Sadece takvim yaprakları değişir.
6 Şubat 2023’ten bugüne tam 1096 gün geçti.
Ama ben hâlâ aynı yerdeyim:
soğuğun yüzümü kestiği, ellerimin beton kazıdığı o enkazın üstünde.
O geceyi herkes farklı hatırlıyor.
Ben saatleri hiç unutamıyorum.
Saat 03.30 civarıydı.
Sıtmapınarı’ndan Vahap Kasap’ın internete bana yazdığı satırları okumuştum.
Arkadaşlarını anıyordu.
Gençlikten, dostluktan söz ediyordu.
“Arkadaşlığın en kralını yaşadım, Ali Kemal ve Turhan’ı genç yaşta kaybettik. Kızılcıklar orkestrasını kuramadan hayata veda ettiler. Sıra bana geliyor” yazmıştı.
O yazdıkları, bugün hâlâ içimde yankılanır.
Çünkü saat 04.17’de ilk deprem oldu.
Şehir çöktü.
İnsanlar karanlığa düştü.
Ama asıl yıkım, öğleden sonra geldi.
Saat 13.25’te saniyelerin bir asır gibi geldiği ikinci depremde, Vahap Kasap’ın evinin enkazındaydım.
Arama kurtarma ekibine yardım ediyordum.
Dondurucu soğuk vardı.
Tipi yağıyordu.
Ellerimiz uyuşmuştu ama bırakmıyorduk.
“Belki bir can çıkar,” diyorduk.
“Belki bir nefes…”
Sonra yer yeniden sallandı.
Saniyeler uzadı.
Bina tamamen çöktü.
Biz enkazdan uzağa savrulduk.
O an şunu düşündüm:
İnsan, çaresizliği böyle öğreniyor.
Sonra ulaştık onlara.
Vahap Kasap’a, eşine, oğluna ve torunlarına…
Birbirlerine sarılmışlardı.
O görüntüyü anlatmak zor.
Beton soğuktu ama sarılış sıcaktı.
O gün, ölümü değil; sevgiyi gördüm.
Bugün hâlâ deprem bölgesindeki her evde aynı sessizlik var.
Her kapının ardında yarım kalmış bir hikâye,
her sokakta ismini söyleyemediğimiz kayıplar dolaşıyor.
1096 gün geçti.
Ama bazı acılar takvim tanımaz.
Bazı kayıplar yıllarla küçülmez.
Ben hâlâ o enkazın üstündeyim bazen.
Rüyalarımda kazma tutuyorum.
Ellerim hâlâ üşüyor.
Ve en çok da şunu düşünüyorum:
Ya Unutursak,
O yüzden yazıyorum.
O yüzden anlatıyorum.
O yüzden isimleri tek tek içimden geçiriyorum.
Çünkü hatırlamak, artık sadece bir anı değil…
bir sorumluluk.