Özel Bir Takımdı
Abdullah Ergün
Bazen bir takım kaybedilmez…
Bazen bir hayal toprağa verilir.
Yıllar önce Malatya’yı Bölgesel Amatör Lig’de temsil eden İnönü Üniversitesi Futbol Takımı’nın şehre kattığı heyecan, futbolseverlere kısıtlı bütçelerle nelerin başarılabileceğini göstermesi hâlâ hafızalardadır.
Çünkü bu takım sahada kaybetmedi.
Bu takım yavaş yavaş vazgeçildi.
Bölgesel Amatör Lig’de ortaya koyduğu futbol, Malatya’nın yıllardır özlemini çektiği altyapı–üst yapı geçişinin en somut örneğiydi. Genç, Malatyalı futbolcular İnönü Üniversitesi armasını sadece göğüslerinde değil, yüreklerinde taşıyordu.
İki sezon gibi kısa bir sürede Bölgesel Amatör Lig’e yükselen bu takım, taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanmıştı.
Ama bir gün…
Sahada işler iyi giderken,
Kadroda yer alan futbolcular diğer takımların radarına girmişken
Ve en önemlisi sahadaki futboldan herkes keyif alırken,
Bir karar alındı.
İnönü Üniversitesi Senatosu’nun aldığı karar sonrası takım satılığa çıkarıldı.
Oysa bu takım üniversiteye yük değildi.
Emin Kafkas başkanlığında, bir avuç yöneticiyle; üniversitenin mali dengelerini bozmadan, kimseye yük olmadan yoluna devam ediyordu.
Ama o gün her şey değişti.
Umutlar sessizleşti.
Heyecan yerini belirsizliğe bıraktı.
Bir yıl boyunca verilen emek, kimsenin gözünün içine bile bakılmadan yok sayıldı.
Teknik Sorumlu Murat Kurt, Yardımcıları Soner Bayram ve Ahmet Menekşe yönetimindeki takım; sahada futbol adına güzellikler sergilerken rakiplerinden bile alkış alıyordu. Bu yalnızca bir sportif başarı değildi. Bu, Malatya futbolunun yeniden ayağa kalkabileceğinin işaretiydi.
Ama o ışık söndürüldü.
Bölgesel Amatör Lig zordur.
Özellikle Doğu gruplarında yalnız rakiple değil, bazen kaderle mücadele edersiniz. Buna rağmen İnönü Üniversitesi takımı bir sezon boyunca saygıyı elden bırakmadı. Hakeme, rakibe, tribüne karşı başı hep dik kaldı.
Bu ligde nadir görülen bir duruş sergiledi.
Urfa’da oynanan bir maçtan sonra bir futbolseverin söylediği söz hâlâ kulaklarımda:
“Bu takım bu lige fazla…”
Evet…
Fazlaydı.
Belki de bu yüzden tutunamadı.
Kulüp Başkanı Emin Kafkas ve yönetimi, yaşanan sıkıntıları kimseye hissettirmeden bu yapıyı ayakta tutmaya çalıştı. Sessizce mücadele ettiler. Şikâyet etmediler, gündem olmadılar. Çünkü niyetleri reklam değil, futboldu.
Ama yalnız kaldılar.
Takım satılığa çıkarıldıktan kısa süre sonra “Sahibinden Satılık Futbol Takımı” başlıklı bir köşe yazısı kaleme almıştım. İçimde biriken öfkeyi, kırgınlığı ve çaresizliği o satırlara dökmüştüm.
Oysa biraz sabır…
Biraz sahiplenme…
Biraz “bu şehir bizim” duygusu olsaydı…
Belki bugün bambaşka şeyler konuşuyor olurduk.
Yıllardır bu şehirde futbol adına doğru olanı savundum. İlk kez gerçekten umutlanmıştım. İlk kez “galiba bu defa oldu” demiştim.
Ama olmadı.
Bu takıma yazık oldu.
Sahaya çıktıklarında gözlerinde umut vardı. Tribünde az kişi olsa da yürekleriyle oynadılar. Küçük bütçelerle büyük onurlar taşıdılar.
Ve şimdi…
O formalar soyunma odasında asılı kaldı.
O hayaller yarım kaldı.
O emekler sessizce unutuldu.
Malatya futbolunun temiz, düzgün, geleceğe dair nadir umutlarından biri daha kapandı.
Bir takımı değil,
bir umudu kaybettik.
Bir kadroyu değil,
bir geleceği yitirdik.
Bunun vebali kimin vicdanındaysa, o vicdanla baş başa kalsın.
Biz ise geriye dönüp şunu söyleyeceğiz:
“Bir zamanlar İnönü Üniversitesi diye bir takım vardı…
Ve biz onu koruyamadık.”
Artık rahat uyuyabilirsiniz.
Çünkü bazı kayıplar sessiz olur…
Ama insanın içini ömür boyu yakar.