Kavgalar Bitmedi, Takım Bitti
Abdullah Ergün
Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü’nün içine sürüklendiği tabloyu hâlâ “talihsizlik”, “şanssızlık” ya da “futbolun doğası” diye açıklamaya çalışan varsa, ya gerçekle bağını koparmıştır ya da bu rezaletin bir parçasıdır.
Ortada bir sportif başarısızlık yok. Bu yaşananlar; açık bir ihmal, beceriksizlik ve görevini yapmama tercihidir.
Bölgesel Amatör Lig’de şampiyon olmuş bir takımın, profesyonel lige çıkar çıkmaz bu hâle düşmesi tesadüf değildir. Bu tablo, kulübün göz göre göre sahipsiz bırakıldığının, kaderine terk edildiğinin belgesidir.
Profesyonel bir takım düşünün:
İkinci yarının ilk maçına günler kalmış…
• Ne kamp var.
• Ne plan var.
• Ne antrenman var.
• Ne de futbolcuların bir araya geldiği bir ortam.
Bunu savunan varsa çıksın söylesin:
Bu hangi yönetim anlayışıdır?
Bu hangi sorumluluk bilincidir?
Bu hangi vicdana sığar?
Ortada yönetim yok.
Plan yok.
Hedef yok.
Ama koltuk var.
Ama unvan var.
Ama boş konuşma var.
Lig başlamadan önce kongre yapıldı, kürsülerden süslü cümleler kuruldu. Laf çoktu. Peki sahada ne var?
Koca bir sıfır.
Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü, kâğıt üzerinde profesyonel ligde olabilir ama kulüp hâlâ amatör bile olmayan, günü kurtarmaya çalışan bir zihniyetle yönetiliyor. Sonuç da bellidir:
Düşme hattı.
Hem de sonuna kadar hak edilmiş bir düşme hattı.
Belediyelerle yaşanan gerilimler, kişisel egolar, “ben–sen” kavgaları kulübü felç etti. Yönetim, kongrede verilen sözlerin tutulmasını bekledi; tutulmadığını gördüğü hâlde koltuğunu korumayı tercih etti. Bu süreçte ne futbolcu umursandı, ne teknik kadro, ne de kulübün yarını.
Malatya Büyükşehir ve Yeşilyurt Belediyesi’nin “yönetim görevi bırakmalı” çağrıları kamuoyunda karşılık buldu ama kulüp içinde zerre kadar etki yaratmadı. Çünkü bu kulüpte artık aklın, sağduyunun, sorumluluğun değil; vurdumduymazlığın sözü geçiyor.
Hafta sonu yapılacak kongre, mevcut başkan ile belediye başkanları arasında yaşanan güç savaşlarının bir ürünüdür. Sormak gerekiyor:
Bu şehirde belediye başkanlarının danışacağı tek bir spor aklı, tek bir yol göstereni yok mu?
Futboldan anlayan, çözüm üretebilecek insanlarla neden bir araya gelinmedi?
Adnan Çoban’ın belirlediği kongre tarihinin bu kaos ortamında yanlış olduğu söylenemedi. Taraflar bir araya gelmek yerine sosyal medyada atışmayı tercih etti. Sosyal medyanın o dipsiz kuyusunda kaybolurken, Malatya’nın ikinci takımının bir alt lige sürüklendiği bile fark edilmedi.
Bugün hâlâ şu soruyu soran varsa ya durumu anlamıyordur ya da anlamak istemiyordur:
“Bu takım düşer mi?”
Hayır.
Bu takım düşmüyor, düşürülüyor.
Rakipler kamp yapmış, kadro kurmuş, hedef koymuş. Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü ise hâlâ “yarın ne yaparız” çaresizliğinde. Bu lig kimseyi beklemez. Hele bu kadar dağınık, bu kadar başıboş, bu kadar sahipsiz bir kulübü asla beklemez.
Eğer bu takım ligden düşerse ki mevcut tabloyla bu artık ihtimal değil, kesinliktir bunun adı sportif başarısızlık olmayacaktır. Bunun adı, kulübü göz göre göre aşağı sürüklemek, yani tarihe geçecek bir yönetim ayıbı olacaktır.
Ve o gün geldiğinde kimse çıkıp “elimden geleni yaptım” masalını anlatmasın.
Çünkü bu kulüpte:
• Kimse elini taşın altına koymadı.
• Herkes kenardan seyretti.
• Herkes konuştu.
• Kimse sorumluluk almadı.
Malatya Yeşilyurt Spor bugün sadece puan kaybetmiyor;
itibar kaybediyor, umut kaybediyor, gelecek kaybediyor.
Ve bunun sorumluları ne futbolculardır ne de teknik heyettir.
Sorumlular nettir:
Masada oturup hiçbir şey yapmayanlardır.
Not: Köşe yazımı tamamladıktan sonra Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit ile Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü Başkanı Adnan Çoban’ın takımın geleceğiyle ilgili bir toplantı yaptığı bilgisi gelmiştir. Resmî bir açıklama yapılmadığı için metinde değişiklik yapılamamıştır.