Kadro Yetersiz
Abdullah Ergün
Türk futbolu yine bir saha dışı skandalla sarsılıyor. Bahis iddiaları, kimilerinin görmezden gelmeyi tercih ettiği bir gerçeği bir kez daha önümüze koydu: Bu ülkede futbol, sahada oynandığı kadar masa başında da kirleniyor. Süper Lig şimdilik bu tablonun dışında gibi gösterilse de, asıl yangının alt liglerde başladığını görmek için kahin olmaya gerek yok.
Bu karanlık tabloya rağmen yöneticilerin hâlâ “bize bir şey olmaz” rahatlığında olması, futbolun en büyük hastalığıdır. Çünkü tehlike kapıya dayanmaz; sessizce içeri girer.
An itibariyle Malatya’nın profesyonel liglerdeki tek temsilcisi olan Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü de bu duyarsızlığın bedelini ödemeye başladı. Sezon başında oynanan birkaç iyi maç, gerçekleri örtmeye yetmedi. Türkiye’de futbolun sadece skorlarla ölçüldüğünü bilmeyen yokken, alınan kötü sonuçların kulübü nasıl bir girdaba sürüklediği ortada.
Futbolcuların performansı ilk haftalara göre ciddi biçimde düştü. Bunun sorumluluğunu yalnızca sahadaki oyunculara yüklemek, işin en kolay ama en yanlış yolu. Yönetilemeyen her kriz, sahaya doğrudan yansır. Bazı futbolcular için bu ortam, kaçınılmaz ayrılıkları beraberinde getirdi. Zorunlu vedalar, kadro istikrarını yerle bir etti.
“Futbolu bilen yönetici” kavramı yıllardır dillerden düşmüyor. Ancak iş icraata geldiğinde bu kavramın içinin ne kadar boş olduğu da ortaya çıkıyor. Krizi yönetemeyen, sorunu küçümseyen her yönetim kulübü biraz daha aşağı çeker. Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü de ne yazık ki bu gerçeği yaşayarak öğreniyor.
Yönetim değişikliği sonrası belediyelerden oluşan yeni yapıya yüklenen beklentiler, gerçekçi olmaktan çok uzak. İsimler değişti ama anlayış değişti mi? Asıl soru bu. Suvermez Kapadokya Spor maçından sonra ortaya çıkan tablo, tehlikenin sanılandan çok daha yakın olduğunu açıkça gösterdi.
Alt sıraları yakından ilgilendiren bu maçta teknik direktörün maç içinde oyun formatına dair yaptığı değişiklikler, “bu takımın an itibarıyla kapasitesi bu” düşüncesinin bir yansımasıydı. Takıma yeni katılan futbolcuların iyi niyeti tartışılmaz; ancak maçın kırılma anlarında, özellikle rakip ceza alanındaki final paslarında yapılan hatalar farklı yorumlara kapı aralıyor.
Ligin ilk haftasında Suvermez Kapadokya Spor ile oynanan maçı yerinde izleyen biri olarak şunu net biçimde söyleyebilirim: Rakip takımın teknik direktör değişikliği, zamanında yapılan transferler ve ikinci yarı hazırlık kampı, bu ligde kalıcı olmak istediklerini açıkça gösteriyordu.
Rakipler ikinci yarı hazırlıklarına planlı şekilde devam ederken, Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü yönetimi belediyeler arasındaki gelişmelerle meşguldü. Futbolcular kendilerine verilen izni kullanırken, takımın geleceğine dair yaşanan belirsizliklerin sahaya olumlu yansımasını beklemek gerçekçi değildi.
Kış şartları nedeniyle halı sahada ikinci yarı hazırlıklarını sürdürmek zorunda kalan futbolcular, bunun ne kadar tehlikeli olduğunu pazar günkü maçta acı şekilde tecrübe etti. Sahaya yansıyan futbol, bu takımın ligde kalması için yeterli değil.
Yeni yönetimin transfer politikasında yapacağı en ufak hata bile bu takımı bir alt lige gidiş yoluna sokabilir. Takıma katılacak futbolcuların hazır hâle gelmesini beklemeden, sahadaki oyuna doğrudan katkı verecek isimlerin dahil edilmesi şart.
Artık pembe tablolar çizmenin, sabır masalları anlatmanın kimseye faydası yok. Bu takımın sorunu sadece saha içinde değil; vizyon eksikliği, plansızlık ve geç kalınmış kararlar sorunun asıl kaynağıdır. Gerçeklerle yüzleşilmezse, Yeşilyurt’u bekleyen yolun sonu hiç de aydınlık olmayacaktır.