Gelinen Nokta Tesadüf Değil
Abdullah Ergün
Futbol değişir, gelişir. Ancak Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü’nde yaşananlar değişimden çok savrulmayı andırıyor. Sezon başından bu yana sahaya yansıyan tablo; plansızlığın, kimliksizliğin ve yönetilemeyen bir sürecin açık göstergesi.
Bu tablo ilk kriz ortamında sahneye çıkmadı. Haftalardır geliyorum diyen bir çöküşün son perdesi Kırşehirspor maçında sahnelendi.
Takımın ne oynadığı belli değil. Savunma dağınık, hücum çaresiz, orta saha ise sahada sadece kalabalık yapıyor. Mental olarak kırılganlık demek bile iyimser kalır; bu takım ilk golü yediği anda oyundan kopuyor. Ama mesele kaç gol yenildiği değil, nasıl teslim olunduğudur.
12 Bingölspor ve Kırşehirspor maçları, skor tabelasından çok, sahadaki ruhsuzlukla hafızalara kazındı. Üretemeyen, rakip kaleye yaklaşamayan, mücadele etmekten bile kaçınan bir takımın arkasına sığınılacak hiçbir bahanesi yoktur.
Kırşehirspor karşısında oynanan futbol, kulüp adına utanç verici bir durumdu. Ne savunma direnci vardı ne de hücum adına en küçük bir organizasyon. Farkın büyümemesi bir başarı değil, sadece şanstı. Ve her zaman olduğu gibi kolay yol seçildi: Teknik Sorumlu Taner Araz gönderildi.
Peki gerçekten sorun çözüldü mü?
Yoksa yine vitrin mi değiştirildi?
Teknik direktörü göndererek rahatlayanların, sezon başından bu yana süregelen yönetimsel belirsizlikleri, plansız transferleri ve kulüp içindeki kaosu görmezden gelmesi artık akılla alay etmektir. Bu kulüpte sorun saha kenarında değil, karar masasında.
Lig tablosu gerçeği tüm çıplaklığıyla ortada. 12 Bingölspor dışında kimsenin kopamadığı, herkesin herkesle oynayabildiği bir ligden bahsediyoruz. Ligin son sırasında yer alan Suvermez Kapadakyaspor’un, şampiyonluğun en büyük adayı olan 12 Bingölspor’dan dört puan alması bu ligin nasıl bir fırsat sunduğunu net şekilde gösteriyor. Ancak Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü bu fırsatı değerlendirmek yerine her hafta geriye gitmeyi tercih ediyor.
Yeni yönetim göreve geldi, “acil” koduyla transferler yapıldı, ardından klasik cümleler kuruldu: “Bundan sonra her şey daha güzel olacak.”
Son iki maçta gördüğümüz ise daha güzel değil, daha dağınık bir takımdı. Sanki sezon ortasında değil, ligin ilk haftasında sahaya çıkan bir ekip izledik. Bu tablo kimse için sürpriz olmamalı; özellikle de bu transferleri yapanlar için.
Bu ligde hazır futbolcu bulmak neredeyse imkânsızken, “play-off oynayacağız” söylemleri havada kaldı. Alınan oyuncuların fiziksel ve mental olarak ne durumda olduğu belli değil. Şimdi bu futbolcuların hazır hale gelmesi beklenecek. Yani bir kez daha zaman kaybedilecek.
Daha da ilginç olanı; fizik ve kondisyon olarak daha iyi durumda olan ana kadro oyuncuları varken, takım kaptanı Eren Şimşek’in Kırşehirspor maçında yedek kulübesinde oturtulmasıdır. Bu karar, giden teknik direktörden çok; saha dışından takımın dengeleriyle oynamaya çalışanların açıklaması gereken bir tercihtir.
Bugün gelinen noktada sorun ne teknik adamdır ne futbolcudur ne de taktik eksikliğidir. Sorun; vizyonsuzluk, kararsızlık ve futbol aklının tamamen devre dışı bırakılmasıdır.
Bu gerçekle yüzleşilmediği sürece değişen sadece isimler olur.
Ama sahadaki teslimiyet, ruhsuzluk ve dağınıklık aynen devam eder.