Deklanşörde Alın Teri
Abdullah Ergün
Malatya’da spor medyasını bitiren bir düzen var.
Ve bu düzen yıllardır göz göre göre sürdürülüyor.
Bugün Malatya’daki müsabakalara bakın: Basın tribünleri boş. Gerçek gazeteci yok denecek kadar az. Sonra da çıkıp utanmadan “neden spor medyası yok?” diye soruyorsunuz.
Cevabı çok basit:
Çünkü siz yok ettiniz.
Bu mesele bugünün konusu değil. Yıllara yayılan bir aymazlığın, bir vefasızlığın sonucudur.
Yeni Malatyaspor Süper Lig’deyken de aynı tablo vardı. Salon sporları başta olmak üzere şehirde yapılan neredeyse her organizasyonu takip eden foto muhabiri Mehmet Emin Göresiye ile birlikte biz, kendi şehrimizin takımını basın tribününden izleyemedik.
Evet, yanlış okumadınız.
Kendi şehrimizde.
Kendi takımımızı.
Gerekçe neydi?
“Basın sigortası.”
Ama iş üç büyüklerin maçına gelince bu engel bir anda ortadan kalktı. Tribünler, gazetecilikle ilgisi olmayan kişilerle, hatta aileleriyle gelenlerle dolduruldu. Maç bitti, selfie çekildi, hatıra alındı… Sonra takım ligden düşünce hepsi buhar oldu. Basın tribünü yeniden sessizliğe gömüldü.
Biz ise kar altında da sahadaydık, kavurucu sıcakta da.
Yıllarca Süper Lig maçlarını izleyen bazı isimler, tek bir köşe yazısı yazmadı, tek bir spor haberi üretmedi. Maçları izleyip kafelerde nargile dumanı eşliğinde sohbet konusu ettiler. Şehre bir satır katkıları olmadı.
Ama tribünler onlara açıldı.
Gerçek emekçilere kapandı.
Yakın zamanda ortaya çıkan tablo ise bu çürümüşlüğün belgesidir:
Yeni Malatyaspor’un Süper Lig maçlarında basın tribününe alınmayan sadece iki gazeteci vardı. Biri bendim. Diğeri Mehmet Emin Göresiye.
Yetmedi…
Voleybol ve basketbol başta olmak üzere salon sporlarında deklanşöre basan yine Mehmet Emin Göresiye’ydi. Herkes maç bitince evinin yolunu tutarken, o salonda kalıp izlediği maçların haberini yazıyordu.
Bir teşekkürün bile çok görüldüğü bu ortamda bugün gelinen noktada değişen hiçbir şey yok.
Bu sezon Bölgesel Amatör Lig’de ilimizi temsil eden Malatyaspor ve Battalgazi Belediyespor maçlarında da aynı tablo sürüyor. Battalgazi İlçe Stadı’nda yine aynı kamera, yine aynı alın teri, yine bıkmadan yazılan haberler…
Ben de iki takımın maçlarını izleyip teknik sorumlulara yol gösterici köşe yazıları yazarken, Mehmet Emin Göresiye fotoğraf ve haber yükünü tek başına taşıyor.
Maç bitiyor…
Maçı takip eden iki tanıdık yüz kendi imkânlarıyla geldiği statlardan şehir merkezine buruk bir şekilde dönüyor.
Bu tesadüf mü?
Hayır.
Bu, yıllardır emeğin yok sayılmasıdır.
Bu, alın terinin değersizleştirilmesidir.
Bu, gerçek spor emekçilerine yapılan bilinçli bir saygısızlıktır.
Bazı şeyler özellikle görmezden gelindi. Üzerine gidilmedi. Zamana bırakıldı. Ama bilinmeli ki bu sessizlik adaletsizliği büyüttü.
Yıllardır maç izliyorum, değerlendirme yazıyorum. Mehmet Emin Göresiye yaz-kış demeden sahada. Kar altında da var, kavurucu sıcakta da… Sakat sporcuya da koşar, şampiyonluk sevincine de.
Ama Malatya’da emek kıymet bilmiyor.
Gerçek gazeteciler unutuluyor.
Tribünler gazeteci olmayanlarla dolduruluyor.
Sonra dönüp soruyorsunuz:
“Malatya’da spor medyası neden yok?”
Cevap çok net:
Çünkü yıllardır olan biteni seyrettiniz.
Çünkü emeği değil, hatırı tercih ettiniz.