• Haberler
  • Ekonomi
  • Kuraklık geride kaldı: Malatya kayısısı bu yıl 4'e katladı

Kuraklık geride kaldı: Malatya kayısısı bu yıl 4'e katladı

2025 yılında kuraklık ve yüksek sıcaklıkların etkisiyle kayısı üretiminde büyük düşüş yaşanırken, daha yağışlı ve ılıman geçen 2026 tarım sezonunda rekoltenin geçen yılın yaklaşık dört katına çıkması bekleniyor.

Haberin Özeti

  • • 2025'teki büyük kuraklık sonrası 2026 tarım sezonunda Malatya kayısısı üretimi dörde katlandı; toplam meyve üretimi %57,8 arttı.
  • • Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu'na göre, 2025 son 65 yılın en kurak yılıyken, 2026 normalin %29 üzerinde yağış aldı.
  • • Bu iki zıt sezon, Türkiye tarımının iklim değişikliğine karşı hassasiyetini gösterirken, bölgesel üretimde önemli toparlanmalar yaşandı.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, 2025 ve 2026 tarım sezonlarının Türkiye’de iklim değişikliğinden en fazla etkilenebilecek ürün ve bölgeleri ortaya koyduğunu söyledi. Türkiye'de geçen yıl yaşanan kuraklık ve yüksek sıcaklıkların ardından 2026'da yağışların artması, özellikle tahıl ve meyve üretiminin artmasını sağladı. Aşırı yağış, sel, dolu ve don ise bazı bölgelerde üreticiyi olumsuz etkiledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2026'da toplam bitkisel üretimin yüzde 16,5, tahıl üretiminin yüzde 21,7, meyve üretiminin ise yüzde 57,8 artması bekleniyor.

Kadıoğlu, ekim-ağustos aylarını kapsayan iki tarım sezonunun hava koşulları açısından birbirinin tam tersi olduğunu söyledi.

Geçen yıl Türkiye'nin ortalama 414,9 milimetre yağış aldığını anımsatan Kadıoğlu, bunun normalin yüzde 27,6 altında ve 1964'ten bu yana en düşük değer olduğunu aktardı.

Kadıoğlu, 2025 yaz yağışlarının da son 65 yılın en düşük seviyesinde kaldığını hatırlatarak, 2026'da tablonun tersine döndüğünü ifade etti.

Ekim ayından ağustos sonuna kadar 11 aylık dönemde yağışların normalin yüzde 29, 2025'in yüzde 77 üzerinde gerçekleştiğine işaret eden Kadıoğlu, "Mayıs 2026, son 33 yılın en yağışlı mayısı oldu. Yaz ise bir önceki yazdan 1,1 derece daha serin geçti. Kısacası 2025'te tarla susuz ve sıcaktı, 2026'da su bol, yaz daha ılımlıydı." dedi.

Tek bir soğuk gece bütün yılın ürününü götürebilir

Kadıoğlu, 2025 ve 2026 karşılaştırmasında meyveler ve sert kabuklular, yağmura bağlı tahıllar ile sulama suyuna ve pazara bağlı yazlık ürünlerin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "En büyük iniş çıkış meyveler ve sert kabuklularda. Kayısı 2025'te bir önceki yılın dörtte birine indi. 2026'da ise 2025'in yaklaşık dört katına çıkması bekleniyor." diye konuştu.

Bölgesel açıdan en belirgin dönüşümün Güneydoğu Anadolu'da görüldüğüne dikkati çeken Kadıoğlu, 2025'te yağışların normalin yüzde 48,4 altında kaldığı bölgede, 2026'nın 11 aylık döneminde yağışların normalin yüzde 46 üzerine çıktığı bilgisini verdi.

Akdeniz, İç Anadolu, Ege, Doğu Anadolu ve Karadeniz'de de 2025 Ekim-2026 Ağustos döneminde rekor yağışlar ölçüldüğünün altını çizen Kadıoğlu, kayısıda Malatya, fındıkta Karadeniz, elmada Isparta, Karaman ve Niğde, zeytinde ise Ege ve Marmara'nın toparlanmanın beklendiği yerler olduğunu dile getirdi.

Kadıoğlu, şöyle devam etti: "İki sezon, Türkiye tarımının iklim değişikliğine karşı etkilenebilir alanlarını gösterdi. Yağmura bağlı buğday ve arpa alanları ile sulama suyuna bağımlı pamuk, mısır ve şeker pancarı da risk taşıyor, ılık geçen bir kış sonunda ağaçlar erken çiçeklenirse tek bir soğuk gece bütün yılın ürününü götürebiliyor. İlkbahar donuna açık kayısı, kiraz, vişne, badem ve erken çiçek açan elma çeşitleri gibi."

Kadıoğlu, fındık, Antep fıstığı ve zeytin gibi çok yıllık bitkilerde bir yılın stresinin sonraki yıllara da yansıyabildiğini anlattı.

Barajlarda doluluk yüzde 81,4’e yükseldi

Kadıoğlu, 2026 yağışlarının barajlar ve tarla toprağı açısından 2025'teki kaybı büyük ölçüde telafi ettiğini kaydetti.

Ülke genelinde baraj doluluğunun Haziran 2025'te yüzde 53,2 iken Haziran 2026'da yüzde 81,4'e çıktığını aktaran Kadıoğlu, ancak yeraltı suyunun kısa sürede toparlanamayacağına dikkati çekti.

Kuraklığın faturası çiftçinin cebine de yansıdı

Kadıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yıllarca aşırı çekilen yeraltı suyu tek bir yağışlı yılla eski düzeyine dönmez. Kuyudan sulanan ovalar bu yüzden risk altında kalmaya devam ediyor. 2025'teki kayıplar çiftçinin ekonomik durumuna da yansıdı. Kuraklığın bir kısmı toprakta değil, çiftçinin cebinde sonraki yıla taşındı."

Geçen senenin Türkiye'de son 55 yılının en sıcak beşinci yılı olduğunu anımsatan Kadıoğlu, "Yıllık ortalama sıcaklık 15,1 dereceyle normalin 1,2 derece üzerinde gerçekleşti, yaz ortalaması 25,5 derece oldu, Silopi'de 50,5 dereceyle sıcaklık rekoru kırıldı. Sıcak hava dalgaları, toprakta su da azken bitkiyi iyice strese soktu. Tahılın başağını doldurduğu dönemde gelen sıcak, tanenin dolmasını engeller." diye konuştu.

Öte yandan Kadıoğlu, 2026'da pamuk, kuru soğan, mısır ve patateste beklenen üretim düşüşlerinin doğrudan hava koşullarından kaynaklanmadığı, özellikle pamukta maliyet, fiyat ve ekim alanındaki değişimin belirleyici olduğu değerlendirmesinde bulundu.

2027 tarımı için belirsizlik sürüyor

Son 2 yıla bakılarak 2027'nin havasının kesin olarak öngörülemeyeceğini belirten Kadıoğlu, "Hava havaidir. Bir kurak, bir yağışlı yıla bakıp 'bundan sonra hep böyle gidecek' denemez." dedi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 7 Eylül 2026 tarihli tahmininde ekimde yağışların normalin üzerinde, sıcaklıkların ise yer yer normalin 1-2 derece üzerinde olacağının öngörüldüğünü aktaran Kadıoğlu, bunun güz ekimi açısından iyi bir başlangıç olabileceğini ancak kış ve ilkbaharın nasıl geçeceğinin henüz bilinmediğini söyledi.

Kadıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "İlkbahar donu, su, fiyat, var yılı-yok yılı, sel ve dolu başlıca riskler. Tarımda aylık ve mevsimlik meteorolojik tahminler daha etkin kullanılmalı. Tarım ve ticaret odaları ile üretici birliklerinde meteoroloji mühendisleri görev almalı. Havayı değiştiremeyiz, ama havaya göre davranmayı öğrenebiliriz."

Malatya Net Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
AA

Bakmadan Geçme