Genç yaşta kalp krizi vakaları artıyor: 40 yaş altı oran yüzde 20'ye yükseldi
Dünya genelinde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıkları, Türkiye'de Avrupa'ya kıyasla ortalama 10 yıl daha erken görülüyor. Genç yaşlardaki kalp krizi oranlarının artışına dikkat çeken uzmanlar, risk faktörlerine karşı 40 yaşın beklenmemesi ve erken tarama yaptırılması gerektiğini vurguluyor.
Haberin Özeti
- • Türkiye'de kalp krizi vakaları Avrupa'ya göre ortalama 10 yıl erken görülürken, 40 yaş altı hasta oranı son yıllarda yüzde 15-20'ye yükseldi.
- • Kardiyolog Prof. Dr. R. Emre Altekin, dünya genelinde 30-79 yaş arası 1,4 milyar yetişkinde hipertansiyonun kontrol altında olmadığını belirtti.
- • Uzmanlar, genç yaşta artan vakalar nedeniyle 40 yaş beklenmeden risk faktörlerinin kontrol edilmesi ve erken tarama yapılması gerektiğini vurguluyor.
Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon insanın ölümüne yol açan kalp ve damar hastalıkları, tüm ölümlerin yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ise 2024 yılında gerçekleşen yaklaşık 490 bin ölümün yüzde 28’i kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor.
Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. R. Emre Altekin, 29 Eylül Dünya Kalp Günü nedeniyle kalp sağlığını korumak için alınabilecek önlemler hakkında bilgi verdi.
15 yaş üzeri nüfusta kalp ve damar hastalığı sıklığının yaklaşık yüzde 7 görüldüğünü ve yaşla birlikte arttığını belirten Altekin, "Hâlâ en önemli risk faktörlerinden olan hipertansiyon, dünya genelinde 30-79 yaş arası 1,4 milyar yetişkinde bulunuyor ve bunların yalnızca yaklaşık yüzde 23’ünün kontrol altında olduğu belirtiliyor. Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümünün önüne geçilebiliyor." dedi.
Kalp hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir
Kalp ve damar hastalıklarının ortaya çıkmasında birçok faktörün rol oynadığını ifade eden Altekin, "Bunların başında tütün kullanımı, sağlıksız beslenme, stres, yetersiz fiziksel aktivite gibi değiştirilebilir risk faktörleri gelir. Bunun yanında ileri yaş, erkek cinsiyet, erken yaşta kalp hastalığı aile öyküsü değiştirilemeyen risk faktörleri de etkilidir. Ancak bilim, değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla hastalıkların büyük ölçüde önlenebileceğini ortaya koymaktadır." bilgisini paylaştı.
20’li yaşların sonuna kadar indi!
Türkiye’de kalp krizinin Avrupa ülkelerine göre ortalama 10 yıl daha erken görüldüğünü aktaran Altekin, "Tüm koroner kalp hastaları içinde 40 yaş altı oranı eskiden yüzde 10-15 iken, son yıllarda yüzde 15-20 seviyelerine çıkmıştır. Kalp krizi geçirenlerin yaklaşık yüzde 18’i 50 yaşın altında, yüzde 11’i ise 45 yaşın altındadır. 30’lu yaşlarda ve hatta 20’li yaşların sonlarında ciddi damar tıkanıklığı ve kalp krizi vakaları artmaktadır. Bu yüzden 40 yaşını beklemeden risk faktörlerini kontrol etmek ve gerektiğinde tarama yaptırmak hayati önem taşımaktadır." ifadelerini kullandı.
Yüksek risk altındakiler
Altekin, şu gruplaınr kalp ve damar hastalıkları açısından daha yüksek risk taşıdığını kaydetti:
- "40 yaş ve üzeri bireyler
- Hipertansiyon, diyabet veya yüksek kolesterolü olanlar
- Fazla kilolu veya obez kişiler
- Sigara ve tütün ürünü kullananlar
- Ailede erken yaşta kalp hastalığı veya ani ölüm öyküsü bulunanlar
- Hareketsiz yaşam tarzına sahip olanlar
- Menopoz sonrası kadınlar
- Kronik stres altında yaşayanlar
Risk faktörlerini ortadan kaldırmak için aşağıdaki adımları izleyin!"
Altekin, "Bu gruplardaki kişilerin düzenli sağlık kontrolü yaptırması ve risk faktörlerini yönetmesi büyük önem taşır." dedi ve şunları ekledi:
1. Yaşam tarzı değişiklikleri en etkili önlem oluyor
- Tütün ve tütün ürünlerinin tamamen bırakılması
- Kalp dostu beslenme: Bol sebze-meyve, tam tahıllar, sağlıklı protein kaynakları (baklagiller, kuruyemiş, balık); doymuş yağ ve ultra işlenmiş gıdaların azaltılması; tuz tüketiminin düşürülmesi; eklenmiş şekerin minimize edilmesi
- Düzenli fiziksel aktivite: Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta hareket
- Sağlıklı vücut ağırlığının korunması
- Alkolün hiç tüketilmemesi
Bu değişiklikler kardiyovasküler olay riskini yüzde 30-40 oranında azaltabiliyor.
2. Risk faktörlerinin erken tespiti ve kontrolü kritik önem taşıyor
- Hipertansiyonun düzenli taranması, protokol bazlı tedavisi ve kontrol oranlarının artırılması
- Kolesterol yönetiminde daha erken yaşta risk değerlendirmesi ve daha düşük LDL hedefleri
- Diyabet ve kan şekeri kontrolü
- 40 yaş ve üzerinde düzenli kardiyovasküler risk değerlendirmesi
3. Sistem düzeyinde önlemler gerekiyor
Ulusal kardiyovasküler sağlık planları, tuz ve trans yağ azaltma politikaları, tütün kontrolü, hipertansiyon ve diyabet protokollerinin yaygınlaştırılması ile temel ilaçlara erişimin güçlendirilmesi hayati önem taşıyor."
Bakmadan Geçme