Yazı Detayı
26 Aralık 2018 - Çarşamba 20:19
 
AYDINLAR/ÂLİMLER SUSARSA
Necip Cengil
 
 

İnsanın mesuliyetinin ağırlığı imkânına göredir.

Zenginden infak etmesi, fakiri gözetmesi, biriktirip yığmaması istenir.

İlim sahiplerinin, gerçeğin farkına varanların, bilgiyi biriktirip yığarak onunla övünmesi değil, öğretmesi, hakikati izah etmesi istenir.

Mesuliyet ifa etmede üzerlerine düşenleri yapmayanlara şahit oldukça üzülürüm. Bilginin en doğru üslupla, anlaşılır şekilde hayata sunulması gerektiğini düşünürüm. Hayata faydalı olacak bir bilgiyi gizlemenin hayata yapılmış büyük bir kötülük olduğunu kabul ederim. Bu nedenle okumalarımda vakıf olduğum ve faydalı olacağına kanaat getirdiğim bilgiyi, gerek yazılarımda, gerekse sosyal medyada paylaşırım. Düşündürmeyen, suçlayan ifadelere yer vermemeye çalışırım.

Kitabın şu ayetleri uyarıcıdır:

“Allah’tan korkun da yalan ve batıl olanı söylemekten sakının”

“Zandan kaçının, zannın bir kısmı günahtır.”

“İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayetin kendisi olan ayetleri insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya mutlaka onlara Allah lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederler.”

“Hakk'ı batıla karıştırıp da, bile bile hakkı gizlemeyin. (Gerçeği yalanla karıştırıp, bile bile gerçeği gizlemeyin)”

“ İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz?”

“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”

Hayata bu gözle bakınca…

İlmin namusunu düşünürüm.

Anlarım ki; aydınların, âlimlerin susmaması gerekir. Hangi ve nasıl bir dönemden geçerlerse geçsinler uygun bir üslupla hakikati dile getirmeleri gerekir.

İlmin namusunu korumaları gerekenler susarsa, sloganların ateşli dili uzar, öfke zehrini kusar ve hep birlikte yanarız. İlmin namusunu korumaları gerekenler susarsa, çıkar imparatorlukları tek söz sahibi olur.

Aydınlar, âlimler kimi gerçekleri izah etmeye çalıştıklarında, onlara galebe çalmak, susturmak, ötekileştirip harcamak isteyenler çıkabilir. Nitekim bu tür durumlarla da karşılaşıyoruz. Bir anda tecrit, linç ve taşlamalarla karşılaşan aydın ve ilim ehli yalnız kalabiliyor. Tecrit ve taşlama ekipleri her alanda boy gösterebiliyor.

Meseleye sadece siyasi gözle bakanlar oluyor. Başarımızı engellemek istiyorlar diyenler oluyor. Kalem sahipleri susunca her şey daha güzel olacak sanıp, buna göre tavır belirleyenler oluyor.

Elbette memlekette hakikat anlaşılsın, işlere katkısı olsun diye yazan ve konuşanları kast ediyorum. Biz kalpleri bilemeyiz, konuşanların, yazanların bir kısmının amacı başka da olabilir.

Temiz bir niyetle, hayata, şehre ve ülkeye katkısı olsun diye uğraşan kalem sahipleridir muhatabımız.

Aydınların, ilim ehlinin konuşması, yazması, yanlışları dile getirip yol göstermesi önemlidir ve ihmal edilirse, sorunlar giderek içinden çıkılmaz bir hal alır.

Bazıları sanıyorlar ki, aydınlar ve ilim ehlinin derdi hakikatin anlaşılması değil de, birilerinin işlerine taş koymak. Bu gözle bakanlar oluyor ve aydınlar, ilim ehli sorumluluklarını yerine getiremiyor.

Sanıyorlar ki, aydınlar ve ilim ehli susunca her şey düzelecek.

Peygamberden gelen rivayetlerle bitirelim:

“Her kime öğrendiği ilimden sorulursa o da çeşitli sebeplerden dolayı o bilgisini gizlerse kıyamet günü o kimseye ateşten bir gem vurulacaktır.”

“Allah Teâlâ ilmi insanların hafızalarından silip unutturmak suretiyle değil, fakat âlimlerin ölmesi (ilim ehlinin ortadan kalkması) suretiyle alır. Neticede ortada hiçbir âlim kalmaz. İnsanlar bir kısım cahilleri kendilerine öncü edinirler. Onlara birtakım meseleler sorulur; onlar da bilmedikleri halde konuşur ve yönlendirirler. Neticede hem kendileri sapar, hem de insanları saptırırlar.”

 
Etiketler: AYDINLAR/ÂLİMLER, SUSARSA,
Yorumlar
Haber Yazılımı